|
Andre Breton (1896-1982)
Özgür Birlik
Orman ateşi saçlı karım Isı şimşeği düşünceli Kaplan ağzında susamuru bel’li karım En iri yıldızlar demeti ağızlı kokart ağızlı karım Ak toprak üzerinde ak sıçan izi dişli karım Amber dilli perdahlanmış cam dilli Kesilmiş kurban dilli karım Gözlerini açıp kapayan bebek dilli İnanılmaz taş dilli karım Çocuk el yazısı elif kirpikli karım Kırlangıç yuvası kenarı kaşlı Kış bahçesi tavanı şakaklı arduvaz şakaklı karım Cam buğusu şakaklı Şampanya omuzlu karım Buz altında kalmış yunus başlı çeşme omuzlu karım Kibrit bilekli Rastlantı parmaklı kupa beyi parmaklı karım Kesilmiş saman parmaklı Zerdeva koltuklu karım Saint-Jean gecesi ve kurtbağrı koltukaltlı karım Deniz köpüğü ve bölme kollu karım Değirmen ve buğday karışımı kollu Füze bacaklı karım Umutsuzluk ve saat makinesi devinimli karım Mürver ağacı iliği baldırlı Baş harf ayaklı karım Anahtar demeti ayaklı su içen gemi işçisi ayaklı karım İncili arpa boyunlu karım Val d ’or boğazı boyunlu
Sel yatağının ta içinde sözleşmek boyunlu karım Gece göğüslü Deniz tepeciği göğüslü Yakut potası göğüslü karım Çiğ altında gül görüntüsü göğüslü Günlerin açılan yelpazesi karınlı karım Dev pençe karınlı Dikey uçan kuş sırtlı karım Cıva sırtlı Işık sırtlı karım Yuvalanmış dövülmüş taş ve ıslanmış tebeşir enseli Ve biraz önce içilen bir bardağın düşüşü enseli karım Tekne kalçalı Avize ve ok tüyü kalçalı karım Ak tavuskuşu tüyü sapı kalçalı Duyulmaz dengeli Kumtaşı ve amyant kabaetli karım Kuğu sırtı kabaetli Bahar kabaetli karım Glayöl kasıklı Altın damarı ornitorenk kasıklı karım Yıllanmış bonbon ve yosun kasıklı karım Ayna kasıklı Islak gözlü karım Menekşe zırh takımı ve mıknatıslı iğne karım Uçsuz bucaksız çayır gözlü Hapishanede içilecek su gözlü Hep balta altında kalan odun gözlü Su düzeyi gözlü hava toprak ve ateş düzeyli gölü karım
(Çev.: Selahattin Hilav)
O Taraçaların
O taraçaların en üstlerinden biz kuşları daim büyüyen sen Her gece çiçekli bir dal yapan omuzlarından o kuşlar biz o canım Arabanın kollarına O kuşlarınız biz kıvılcımlardan daha parlak fışkıran bileğinden O iç çekişleriyiz camdan heykelin o dirsekleri üzerinde kalkıp doğrulan uyurken biri gedikler açılan o pırıl pırıl yatağında gedikler ki oradan mercan ormanlarda o düzlüklerde geyikler görünür Sonra çırılçıplak kadınlar ta derinlerinde bir Maden ocağının Hatırlarsın sonra sen uyanır trenden inerdin Şöyle bir durup bakayım demezdin o koca koca barometrimsi Köklerin peşindeki lokomotife şöyle bir O ki sızlanır durur bakir ormanlarda ölümcül kazananlardan Sızlanır durur o sümbül tüten bacalardan gömlek değiştiren Mavi yılanlardan O zaman biz senin önünden gidiyorduk biz o değişmelere Bağlı bitkiler Birinin her zaman suçüstü yakalayabileceği o her gece işaretler Yapan biz O hani evi yıkılırken hani birbirine karışmış bir yığın acayip şeyin Önünde şaşırıp kalan Sonra yatağını sofayı merdivenini arayan hani Merdiven dallanır budaklanır büyür durmadan Götürür değirmen taşından bir kapıya genişler nasıl bir Alanda birdendire Kuğular gibi sırtını çıkarır kanadını açar bir sahanlık yapar Bir yerini ısıracakmış gibi kendi üstüne kıvrılır Ama basamakların ayağımızın altında çekmeceler gibi birer birer Açılışına bayılır Ekmek çekmecelerin şarap sabun ayna merdiven çekmeceleri O bir tutamlık saçın ten çekmeceleri Tam bu sırada bakarsınız binlerce Vaucanson ördeği Tüylerini parlatır Sen şimdi geriye dönmeden göğüslerini yapan o malayı alıyorsun Biz sana gülüyoruz sen bizi uzunlarımıza tutuyorsun Sonra senin isteğin gibi duruyoruz işte Göz kapaklarımızın altında öyle kımıldamadan hiç Hani o yattığı neden sonra bir bakmak isteyen Kadın gibi hani
(Çev.:İlhan Berk)
Olmak
Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.Kanatsız,akşam vakti, Deniz kıyısında bir tarasada ,kaldırmış bir sofrada kalmak diye bir sorunu yok onun.Umutsuzluk,ortalık kararır kararmaz bir karıktan kalkıp öbürüne konan tohumlara benzeyen, o bir sürü küçük küçük olayların dönüşü değil bu .Bir taşın üstündeki köpük ya da su bardağı değil o.Kardan elenmiş bir gemi o , ya da düşmüş kuşlara benzetebilirsiniz,ama kanları yok gibidir.Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu .Başa takılan mücevherlerle çevrilmiş küçük bir şey o .Umutsuzluk o.Kopçası bulunmayan inci gerdanlık ,bir ipe gelmez,böyle bir şey işte umutsuzluk.Gerisini geçelim.Başlamışsak bitirmeyiz umutsuzluğu .Saat dört sularında avizeden umutsuzlanırım ben ,gece yarısına doğru da yelpazeden umudumu keserim,tutukların sigaralarından umut-suzlarım.Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.Kalbi yoktur,el umutsuzluktan hep soluk soluğa kalır,umutsuzlukta kalır öyle aynalar,bize asla ölüp ölmediğini söylemezler.Beni büyüleyen umutsuzluğu gördüm ben .Yıldızların türkü söyledikleri vakti gökyüzünde uçan bu mavi sineği seviyorum ben . Şaşılacak ,o uzun dolu tanelerine benzeyen umutsuzluğu , o kibirli , o öfke küpü umutsuzluğu büyük çizgilerle tanıyorum.Her gün herkesler gibi kalkıyorum,kollarımı çiçekli bir kağıda uzatıyorum,hiçbir şeyciler hatırlamıyorum,ama hep umutsuzluğun yardımıyla o geceden koparılmış o canım ağaçları görüyorum.Odanın havası davul tokmakları gibi güzel .Bir zaman içinde ,bir zaman .Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.Bana bir sırık uzatan perdenin rüzgarı gibi o .Böylesi bir umutsuzluk akla gelir mi? Yangın var!Ah yine geliyorlar...İmdat! İşte merdivenlere düştüler.Ve o gazete ilanları,o kanal boyunca ışıklı sayılar sonra.Bir kum yığını!Büyük çizgileriyle önemli değil umutsuzluk.Bir orman yapmaya giden angarya ağaçlar,bir gün daha yapmaya giden bir yıldız angaryası,ömrümü uzatan bir angarya günleri daha.
(Çev.:İlhan Berk)
Tiki
Denizlere karşı seviyorum seni Kırmızı yumurta gibi yeşil olduğu zaman Bir düzlüğe götürüyorsun beni Ellerin bıldırcın gibi yumuşacık Kadının karnına dayıyorsun beni Sedef renkli bir zeytine dayarmış gibi Dengeliyorsun beni Yatağa yatırıyorsun Yaşamış olmaya bakarak Önce ve sonra Kauçuk gözkapaklarının altında
(Çev.: Özdemir İnce)
|