|
Louis Aragon (1897-1982)
Mutlu Aşk Yoktur Ki Dünyada
Ali Veli’li Türkü
İnsan dilediği gibi yaşar ömrünce Tutsaklığa merhem düşleri vardır Demleri dönme dolapları hep gönlünce Kimi zaman kof sanıların oyuncağıdır Gölgesiyle yarışır ufuk boyunca Koştuğu saçağını ateş sarmış bir barınağadır Varıp ışır bir şarap kadehinin şavkınca Şiir de akıl da zaten bir yağlı çırağdır.
Küflü sarığın firavunu çil kasket Damda gezer kül kedisinin azraili Ama sen uçarılığın kadrini bilmezsen böyle Gelir çatar bir destanı yazılası felaket Çorak ellere biçtirirsen öfkeni hele Yüreğin esnaf harcı zırvalara emanet Hele insanlığını satarsan bir kalp pula Esenliğini anca deli gönlünde bulur millet
Söz güya kucaktan kucağa bir orta malı Oysa viran dağların Köroğlu’su Ayvazı Tutuk dili bi yol bülbül kesilince Rüzgarda savrulan bir boz yele misali Hep aynı türküdür çağırdığı yol boyunca Hasan ağaya sığırtmaç bir bir Ali Veli Koyun kuzu hatır sayıp otlamaktan cayalı Mezarı silme çiçek çevresi tekmil yonca
Kişi hurda sözlere kaptırmış gönlünü Sürterken rengi atmış menekşeler peşinde Allahını şaşıracak Parisin göbeğinde Döşendi miydi gazetelere çil çil bir bahar günü Çirkef kelimelerden vıcık vıcık bir cadde Yanşak ağızlarda gezer metelik etmez ünü Kalleş kelimelerden bir kör bıçak ellerde O kaldırımlarda gördüm al kanların döküldüğünü
Hani alev alev bir türkü söyler kaumsallarımız Eş dost vurulup düşerken haykırır hani Tanyerinin atışını öyle ağırlayacağız Bizlere vergi bir çırpıda değiştirmek evreni Tezeği altın kılacağız kötüyü iyi Gözlerimizde kıvılcımlanır en isli yıldız Boşuna Kafdağı’nda yitik cennetler aradığımız Bakın işte açılmış gökyüzünün kepengi
Gökyüzü bu toprakta açan en gümrah çiçek Düştüğümüz yollardan edinmiş rengini Alınterimizde yumuş kavgalara bulanan gömleğini Gökyüzü bu toprakta açan en gümrah çiçek Mavi demiş anlatmış sulardan bellediğini Gökyüzü bu kolumuzda güç omzumuzda nacak Boşlamayın derim sözlerin o en güzelini Hele sen aşını kotar gökyüzü elde kaşık
Ali Veli’nin uğruna yakıldı bu türkü Bu türkü evsiz barksızların canı için Bu türkü gece ayazında titreşenlerin Bu türkü içimize doğanlardan ötürü Kişiyi tepeden tırnağa insan edinceye değin Koyver halkların kalbine salınsın kökü Muştusu bu dörtnala gelen yeni düzenin Topumuzun uğruna anlatıldı bu öykü
(Çev.:Can Yücel)
Elsa’ya Şiirler'den
Sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin Zaman kadındır ister ki Hep okşansın diz çökülsün hep Çözülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına Bir taranmış Bir upuzun saç gibi zaman Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın Bu mavi çanaklarda kan gibi durdurulmuş zamanın işkencesi Buysa daha beterdir giderilmemiş istekten bitmez tükenmezcesine
Göz susuzluğundan sen yürürken odada Ve bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini Daha beter seni kaçak Seni yabancı bilmekten Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan Tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu Hazzın ötesinde sevgilim dokunurluğun erimi dışında bugün sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun Boğulurum solup alıp vermesen Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
Sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz Dudağımda bir dilenen zavallı Acınacak bir şey ellerin için kararan bir şey bakışının altında
İşte bunun için diyorum ikide bir seni seviyorum diye Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakça kalp kristali Kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşma Ateşte şu tatsız gürültüyü çıkaran sudur o kadar
Sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben Sana benzeyen zamandan söz açmayı Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm Tıpkı uzun bir süre garda El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler Ve bilek söner yeni ağırlığından gözyaşlarının
Sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden Korkuyorum yanınsıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Sevgilim
(Çev.: Sait Maden)
|