|
Charles Baudelaire (1821-1867)
Uyuşumlar
Bir tapınaktır Doğa,canlı sütunlarından Belli belirsiz sesler duyulur ara sıra; İnsanın orada geçe, tanıdık bakışlarla Kendini gözetleyen simge ormanlarından.
Uzakta birbirine girmiş yankılar gibi Bir birlik içerisinde,kör karanlık ve derin, Geceler kadar geniş,aydınlık kadar engin Sesler,kokular,renkler yanıtlar birbirini.
Kokular vardır çocuk tenleri gibi duru, Obua kadar tatlı,çim kadar yeşil olan, -Ve başkaları,çürük,zengin ve utku dolu.
Bedensel haz’ la ruh’un coşkusunu şakıyan, Misk,amber,reçine ve günlük gibi kokular, O sonsuz nesnelerin yayılışıdır onlar.
(Çev.: Ahmet Necdet)
Aşıkların Ölümü
Yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu, Divanımız olacak ,bir mezar gibi derin, Bizim için açılmış ,en güzel iklimlerin O garip çiçekleri süsleyen konsolu
Son sıcaklarını sarf edecek hovarda Birer ulu meşale olacak kalplerimiz; Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz İkimizin ruhunda ,o ikiz aynalarda.
Pembe,lahuti mavi bir akşam saatinde ‘’ Veda ‘yla dolu ,uzun bir hıçkırık halinde yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri; nihayet kapıları biraz aralayarak, sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak buğulu aynaları ve ölmüş alevleri.
(Çev.: Sabri Esat Siyavuşgil)
Çalar Saat
Çalar saat ,uğursuz Allah,korkunç bir karar, Parmağı bizi tehdit eder: ‘’ Hatıralar!’’ Bir hedefteymiş gibi dikilecek yakında Dehşet dolu kalbinde ürpermiş ıstıraplar.
Kaçak ufak,doğru o buharı andıran Zevk ,kulisin nihayetinde bir rakkas gibi; Her insanın bütün ömrü boyunca nasibi Nimeti bir parça yiyor senden de her an
Ve saniye,üçbinaltıyüz kere saate Fısıldıyor:Hatırla!Hatırla!-Koşan böcek Sesiyle .Şimdi der: Ben geçmiş zamanım gerçek, Ve emdim kirli hortumumla ömrünü işle!
Remember!Hatırla ey sefih!Esto memor! (Aşinasıdır hançerem bütün lisanların.) Dakikalar o külçelerdir ki fani çılgın, Altınını almadan atmaması doğrudur!
Hatıralar ki zaman muhteris bir kumarbazdır Hilesiz kazanır ,bu bir kanun,her koyuşta. Gün sona eriyor;gece büyüyor;hatırla! Susuzdur hep girdap;su saati boşalır.
Yakında çalacak sata ve ilahi kader, Ve şan dolu fazilet,henüz bakire zevce, Ve nedamet o dahi (ah! Son misafirhane!) Ve hepsi diyecek :’’Vakit,koca ödlek!Geber!’’
(Çev.: Ahmet Muhip Dıranas)
Gönüllü Ölü
Koyu bir çamur bulup solucanlara uysam, Bir derin çukur kazsam canım için cihanda, Serip kart kemikler’mi,bi yatsam,bi uyusam, Bataklığa gömülmüş timsah gibi nisyanda
Nefretim vasiyetler,nefretim kabirler tüm. Avuç açacağıma bidamlacık yaş için, Sağken,akbabaları başıma üşürürüm, Gölkanlara belensin o cenabet cesetim!
Kurtlar,gözsüz-kulaksız,benim kankardeşlerim, Bolahenk feylesoflar,daldölleri leşlerin, İşte size bir ölü,güloynar ve gönüllü!
Örenimin üstünde fırdönün gönlünüzce! Var mı ölümden öte ölüye bir işkence, Ölümü seçmiş madem ölülerle bu ölü?
(Çev.:Can Yücel)
Öbür Dünyadan
Yarı melek,yarı canavar, Koynuna gireceğim tekrar Gecenin gölgeleriyle gizlice Sokulup yamacına bir gece.
Seni ay ışığından da serin Öpüşlere boğacağım,esmerim, Bir çukurun etrafında dolanan Bir yılan gibi seni okşayacağım.
Bozbulanık sabah eriştiğinde Bulamayacaksın beni,yerimde Yeller esecek akşama değin.
Varsın onlar aşklarına güvensin Gencecik ömrüne hükmetmek için, Ben dehşetimle seni bendedeceğim.
(Çev.:Can Yücel)
Dev Kadın
Doğa’nın o güçlü ve yaratıcı özünden Her gün azman çocuklar boy gösteren çağında, Dev bir kadın yanında yaşamak isterdim ben, Kösnük bir kedi gibi bir sultan ayağında.
İsterdim o canla tenin açtığını görmek, Geliştiğini ürkünç oyunlarla başıboş; Gözlerinde yüzen ıslak sislerde o yürek Bilmek isterdim içten bir alev saklar mı, loş;
Görkemli bedeninde dolaşmak döne döne, Dev gibi dizlerinin tırmanmak eğimine, Ve dokunan güneşler yazın, sıcak mı sıcak,
Serdi zaman onu kırlara yorgun argın, Yatıp göyüslerinin gölgesinde uyumak Erinçli bir köy gibi eteğinde dağın.
Tek istediğim şimdi, bir gece Ulaştık mı zevk satına, Vücudunun saltanatına Doğru tırmanarak sinsice,
Bir yara açıp geniş, derin O şaşırakalmış böyrüne Acı vermek için göysüne, Şen tenini incitmek için,
Ve, ne esriten tat, değil mi, Yavrum! o en güzel, en parlak Yeni dudaklardan akıtmak, Aşılamak sana zehrimi!
(Çev.:Sait Maden)
Baykuşlar
Yabancı tanrılar gibi, baykuşlar Kara selvilerde dizi dizi, Gözleri ok gibi, kırmızı, Sessiz, düşünmeye koyulmuşlar.
Kımıldamadan duracak onlar Hüzün taşıyan saatlere dek, Orda, ışığı sürgün ederek Açılacak yoğun karanlıklar.
Baykuşlar bu haliyle bize der: Yaşam bazen de durgunluk ister Kargaşadan devinimden korkun;
Kişi bir tutkuyla şaşkınlaşır Yer değiştirmek ister ve bunun Yıllarca pişmanlığını taşır.
(Çev.: Erdoğan Alkan)
|