|
Lord Byron (1788 - 1824) Gözyaşını Gördüm
Gözyaşını gördüm –iri, saydam gözyaşını O mavi gözden akan; Ve sonra düştüğünü gördüm Menekşe çiy tanesinin; Gülücüğü, safirin ışığını gördüm Senin yanında soldu Güçlü ışınlarla dolu bakışının Yeri doldurulamadı; Bulutlar uzaklardaki güneşten Akşamın karanlığını Ürküten koyu, tatlı bir renk aldığında En karamsar insanlara İlettiğin o kıvançlı, şen yanını Gökten usulca siler; Oysa gözlerinin arkasındaki ışık Solmaz yüreklerden.
(Çev.:Tozan Alkan)
Yürüyor Güzellikte
Bulutsuz ülkelerin ve yıldızsız göklerin Gecesi gibi yürüyor güzellikte; Karanlığın en karası, en beyazı ışığın Buluşmuş edasında, gözlerinde; Göğün görkemli günden bile esirgediği Meyvelerin kadife ışığı teninde.
Işık biraz azalsa, biraz gölgelense yüz, Kuzguni saç örgülerini dalgalandıran Ya da gelip usulca çizgilerine konan Tarifsiz güzelliğin solduğunu görürüz; O yumuşak, saf yerde konaklayıp geceler Tatlı, duru, tertemiz düşünceler.
O yumuşak, o dingin, tatlı ve dokunaklı Alnının üzerinde, yanağında; Kıvanç dolu gülüşler ve ışıl ışıl renkler Anlatır, ölümlü, yalan dünyada Güvenle ve erinç içinde geçen günleri; Yüreğinde hep masum bir sevgi!
(Çev.:Tozan Alkan)
|