|
Edgar Allan Poe (1809-1849) Annabel Lee
Seneler,seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekden başka beni.
O çocuk ben çocuk,memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırdı bizi.
Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,_
Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.
Sevdadan yana ,kim olursa olsun,
Yaşça başca ileri
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökdeki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.
Ay gelip ışır hayalin eşirir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim,uzanır beklerim
Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni .
(Çev.:Melih Cevdet Anday)
Düş Ülkesi
Kötülük meleklerini konuk eden Karanlık ve ıpıssız bir yoldan Kara tahtından, GECE adlı Hayalin Yönettiği bu topraklara yeni geldim Dünyanın öteki ucundan geldim Karanlık bir ülkesinden kuzeyin -Uzamın, Zamanın dışında görkemle Uzanan yabanıl ve gizemli bir ülke-
Dipsiz vadiler ve engin denizler, Uçurumlar, Titan ormanları, inler Ve o ormanlarda, çiyin altında Ne olduğu bilinmeyen nice şey daha Her an yıkılacakmış gibi dağlar Kıyısız denizlere doğru yatmışlar Denizde dalga yerinde duramıyor Ateşten göğe yükselmek istiyor Taşıyor hep, taşıyor gölün suları Gölün sessiz suları -sessiz ve ölü Gölün durgun suları -durgun, üşümüş Üzerine zambakların karı düşmüş
Böylece taşar hep gölün suları Gölün sessiz suları, ölü suları Gölün üzgün suları, üzgün, üşümüş Çünkü zambakların karları düşmüş Böylece ırmağın yanında dağlar Uğuldar, sabah akşam uğuldar Kurbağalar, semenderlerle dolu Bataklıklar ve griye çalan koru Cinlerin perilerin yaşadığı Kasvetli gölcükler, su yatakları Her noktası ayrı ayrı kötü olan Her köşesinden hüzünler saçan Burada, dehşet içinde yolcular
Geçmişin anılarıyla karşılaşırlar Kefenler içinde ürkek gölgeler İç çekerek yanınızdan geçerler Eski dostlardır bunlar, yeryüzüne Acı çekmeye gönderilen -ve göğe
Huzurlu, rahat bir yerdir burası Herşeyden büyükse kişinin acısı Gölgede yürüyen ruhlar için Eldorado'dur, ah neden olmasın? Fakat buradan gelip geçenler Ona dikkatle bakmayabilirler O da sırlarını açmaz böylece Bakmayı bilmeyen kapalı göze Böyle buyurmuştur kralın yasası Yasaktır kapalı gözleri açması Kederli ruhlar görür yalnızca Karanlık camların ardından o da.
Kötülük meleklerini konuk eden Karanlık ve ıpıssız bir yoldan Kara tahtından, GECE adlı hayalin Yönettiği topraklardan evime geldim Dünyanın öteki ucundan geldim Bu karanlık ülkesinden kuzeyin
Şarkı
Gelin olduğun gün gördüm seni Yüzünde alevden bir pembe Oysa mutluluk sarmıştı çevreni, Bütün dünya bütün aşklar önünde
Ve gözlerindeki yakıcı ışık (Artık o şey her ne idiyse) Sancılı gözlerimin güzellik adına Görebileceği herşeydi yeryüzünde
O pembelik belki kızlık utancındı Yani geçip gidebilir zamanla Ama coşkulu bir ateş yarattı Yazık! evlendiğin adamın bağrında
Gelin olduğun gün kim gördü seni Yüzüne inerken o derin pembe Oysa mutluluk sarmıştı çevreni, Bütün dünya bütün aşklar önünde
Düş İçinde Bir Düş
Bir öpücük kondurayım alnına Ayrılırken seninle şu anda Açıklıyorum işte sana Haklıydın, evet, günlerim bir düşten Başka bir şey değildi gerçekten Ancak umut çekip de gitmişse Bir günde veya bir gecede Bir düşte, hiçbir şeyde ya da Umut nedir ki gidenler arasında Tüm gördüğümüz, göründüğümüz Yalnızca düş içinde bir düş
Dalgaların dövdüğü bir kıyının Uğultuları arasında duruyorum Avuçlarımın içinde altın Gibi kum taneleri tutuyorum Ne kadar azlar, kayıyorlar nasıl da Parmaklarımın arasında uçuruma Gözyaşlarım dökülürken usulca Daha bir sıksam avucumu, Tanrım! Onları elimde tutamaz mıyım? Acımasız dalgaların elinden Birini olsun kurtaramaz mıyım? Göründüğümüz veya gördüğümüz her şey Düş içinde bir düş değil de ne?
(Çev.:Tozan Alkan)
|