|
Ezra Pound (1885-1972)
Bahçe
Duvara savrulmuş bir ipek çilesi gibi boşalmışcasına Tahta bir çit boyunca yürüyor bir patikasında Kensington bahçelerinin, Dokunsalar dağılıverecek sanki öylesine kurumuş ki içi. Aksi gibi nereye çevirse başını O mundar, o yedi canlı, topuz gibi çocukları ayaktakımının, düşün, bu piçlere kalacak yarın dünya!
Geçmiş ondan üremek de, üretmek de. Güzel ama, ağır bir kokuya benziyor can sıkıntısı. Biri gelsin yanına konuşsun istiyor han’fendi. Hani korkmuyor da değil, belli, ben işleyeceğim diye bu densizliği…
(Çev.:Can Yücel)
Aşka Övgü
Bu aydın gecede öyle mutluyum ki; Sonsuz bir hazzın yatağında saadetin Kaç kelime konuşulur bilmem, şamdanlar altında,
Ama bir boğuşmadır başlar ışıklar kararınca Şimdi üzerime geliyor çıplak göğüsleriyle, Bir yanda sereserpe geceliği; Uyuyan gözkapaklarıma dayıyor dudaklarını, Aralık ağzından duyuyorum “uyuşuk” dediğini, Ne kadar kucaklaştık, ne kadar değişti kollarımız. Kim bilir kaç defa birleşti dudaklarımız. “Sakın dönmesin Venüs’ün aydınlığı karanlıklara, Gözlerimle buluruz biz aşkı yoksa… Helen’i çırılçıplak kaçırmadı mı Paris, Menelaus’un koynundan, Endymion’un çıplak bedeni değil mi Diana’yı kafesleyen.” - Ya işte böyle bu hikaye, başlayıp biten. Kaderlerimiz birleşirken, bir yanda aşkla dolduruyorduk Gözlerimizi Özlenen bir gece geliyordu üstümüze Ve ışıklar diyorduk bir daha dönmesin Tanrılar zincire vursunlar ikimizi Ki gün ışığı artık çözemesin. Şaşarım aşkın çılgınlığını zamana bağlayanlara Yağız atlar sürüp gidecek güneş, Toprak buğday arpadan, Sular yürüyecek çeşmelere Balıklar kuru derelerde yüzecek Yüceliği bilininceye değin aşkın. Varken elinizde bir fırsat, durdurmayın meyvasını hayatın. Bakarsın kuruyan çiçeklerin yaprakları düşer. Ve saplarından sepet örerler, Bugün geniş havasını alıyoruz aşkların Yarın bizi de kapatacak kader. Gerçi bütün sevgini veriyorsan da Gene de az veriyorsun sayılır. Bu acılarımı değiştirmem mümkün değil. Onunla sona erecek ömrüm, Ama böyle geceler yaşatsak bana her daim Yıllar boyunca uzar gider yaşamam. Birçok geceler sürsem böyle Tanrı olurum ben de zaman içinde.
(Çev: M.T. Karamustafaoğlu)
|