![]() |
| DÜŞÜNBİL Sayı:4 2008 |
|
İÇİNDEKİLER:
SPİL DAĞI'NDA ÇIPLAK BİR ADAM: Ahmettin Carlak
Bilincin Doğayla Bütünleşmesi: Ahmettin Carlak Olcay Yılmaz
Ahmet Bedevi (Ahmettin Carlak) Öteki'dir Fatih Yavuz Çiçek
Samarralı Bedevi (Manisa Tarzanı) Sami Arslan
“ Savaş Her Şeyin Babasıdır ” Tan Doğan
Laisizm ve Laiklik: Nurettin Yıldırım
Yalnızlaşmak Sorunsalı Kubilay Bürgan
Kendiliğindenlik Üzeyir Lokman ÇAYCI
Koru Beni Rüzgar Ferruh Alışır
Delikanlı Meral Uludağ
Egede Olmak K. Kurtuluş İzbek
Uyaklı Düşünceler Tanımlar Erhan Tığlı
Yaşanmamışlık Oğuzhan Soykan
Kesik Dil Aytekin Orhan
Gidişinde Ahmet Yılmaz Tuncer
Düzensiz Düzene İsyankar Dizeler Abdulsemet Telimen
Aryaların Eski Tanrısı Ayfer Feriha Nujen
Duvar Yazılarıyla Bülent Taş Bilim Dünyası
EDİTÖR'DEN: ÖZGÜRLÜK
Olcay Yılmaz
Ahmettin Carlak özgürlük için soyunmuştu; bugün ise kapanarak özgür olacağına inananlar var. Kuşkusuz özgürlük soyunmak veya kapanmak değildir. Özgürlük; insanda öz'ün var olup olmayacağıyla ilgili bir kavramdır. Kopernik dünya yuvarlaktır ve güneşin çevresinde dönüyor dedi, yasaklandı; Galileo bunu kanıtladı, başına gelmeyen kalmadı; Bruno evren sonsuzdur dedi yakıldı. Doğrular/gerçekler her süre için çoğunluğun tepkisiyle karşılaşmış ve yok edilmek istenmiştir. Oysa bugün kimse: “yeryuvarlağı yuvarlak değildir” demiyor veya diyemiyor. Gerçekler/doğrular çoğunluğun değil, öz'ü var olan insanın düşüncesidir. Çoğunluğun ne dediği değil, doğrunun/gerçeğin ne olduğu önemlidir ki, bu da deneyle, bilimle elde edilir. Kutsal sayılan kitaplarda yeryuvarlağı kah evrenin merkezinde kah yer ve gök olarak betimlenmiş, yeryuvarlağının yuvarlak olduğu tanıtlanamamıştır. Oysa deney ve gözlem doğruları/gerçekleri tek bir kişi dahi olsa- saptayabilmekte ve gün yüzüne çıkarabilmektedir. Dini kitapların söylediği ile gerçeklerin/doğruların uyuşmaması laikliği/sekülerizmi yaratmıştır. Din hiçbir süre bilimin işine karışmamalıdır ve insan yaşantısı, dini hükümlerle göre değil; bilimsel verilerin insana sunduğu yaşam ile biçimlenmelidir. Bu biçimlenme toplumu oluşturan bireylerden başlamalı ve tüm topluma yayılmalıdır. Laik devlet de işte bu bireylerden oluşan toplumun kendisi olmalıdır. Kuşkusuz, bu laik yaşam biçimini benimsemiş kişiler laik devleti oluşturabilirler. Yoksa devletin laik olması hiçbir anlam taşımamaktadır ki, devlet bireylerden oluşmaktadır. Yıllardır din'i hükümler Türkiye Cumhuriyeti Devletinde toplumsal yaşama sokulmak isteniyor. Bireylerin Laik olmaması Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yazılı olan Laiklik maddesini yok eder duruma getirmiştir. Laik bireylerin, Laik devleti oluşturacağı düşünülürse; Anayasada bulunan Laiklik maddesi ancak zor kullanılarak yaşatılabilir ki, Türkiye'de bugün bu anayasa maddesi gericiliğe, karanlığa karşı direnmektedir. Laiklik, özgür düşünebilen insanın yaşamı ile ilgilidir. Tutsak olanlar laik olamadığı gibi özgür de değillerdir. Bir tanrıya, bir mülke, bir ün'e kısaca paraya, maddeye, vb. tutsak olanlar hiçbir süre özgür olamadıkları gibi laik de olamayacaklardır. Laik olmayanların devleti ancak din'e dayalı bir devlet olur ki, Türkiye'de din devleti olmayı yolunda büyük adımlarla yürümektedir. Özgür olmak, insanın özünde fışkıran bir pınara benzer. Bu pınardan yeryüzüne çıkan su öyle temiz, öyle çıplak öyle berraktır ki; içtiğinizde özgürlüğün tadına varabilirsiniz. Ahmettin Carlak ile ilgili yazımı okuyunca, onu kendiniz ile karşılaştırın. Ahmettin Carlak mı özgür, yoksa siz mi?
Dergimize çalışma/ürün gönderen yazarlarla ilgili; Dergimiz “Düşünbil” adından da belli olacağı gibi düşünsel içerikli bir dergidir. Dergimizin bir çizgisi olup bu çizgi; bilimden, düşünceden, toplumdan yana çalışmaları kapsayacaktır. Dergimizde yayınlanan ürünlerin tek buluşma noktası düşüncedir. Ün, mevki, para, mülk, vb. bireyci isteklerin arkasında koşan ve dergimizi buna araç edinenlerin “Düşünbil”de yeri olamaz, olmayacaktır. Okumayan, bilgilenmeyen, araştırmayan, sorgulamayan ve düşünemeyenlerin buluşma noktası “Düşünbil” olamaz. Düşünceden, bilgiden, bilimden, toplumdan, sevgiden, paylaşımdan yana olanların dergisi olacaktır “Düşünbil”. Gönderilen çalışmalar bu yönde değerlendirilecektir. Çalışmalarınız Çalışmalarınızı "Düşünbil" dergisine gönderirken özen göstermeniz gerektiğini düşündüğümüz bir kaç konu - Çalışmalarınızı olabildiğince yabancı sözcüklerden arındırılması; - Konularınızın daha çok toplumsal içerikli (bilgilendirici ve düşünmeye yöneltici) olması; - Düşüncelerinizin açık bir dille yazılmış olması; dileğiyle...
DERGİ
KİMLİĞİ/İLETİŞİM |