|
Şair, yeni
coşkular keşfeden kimsedir; bu yeni coşkulara katlanmak güç de olsa.
Her alanda şair olunabilir; yeter ki insan serüvenci olsun ve bulup
çıkarmayı göze alsın.
Sanatın
malzemesi ve araçlarını meydana getiren şey için, düşlenemeyecek bir
bolluğun özgürlüğü içinde olduğumuzu umut elebiliriz. Şairler bugün,
bu ansiklopedik özgürlüğün çıraklık dönemini yaşıyorlar. Esin
alanında özgürlükleri; bir tek sayfada en çeşitli malzemeleri ele
alıp işleyen, en uzak ülkelerde at koşturan günlük bir gazetenin
özgürlüğünden daha az geniş değildir. Telefonun, telsiz telgrafın ve
uzay karşısında artık çekingenliği kalmayan havacılığın var olduğu
bir çağda, şair hiç olmazsa aynı özgürlüğe niçin sahip ve zorunlu
olmasın sorusunu kendi kendimize sormalıyız.
Evren gibi,
topluluk gibi, millet gibi karmaşık varlıkları, çabukluk ve
kolaylıkla tek kelimeyle anlatmayı alışkanlık haline getirmiştir
düşünceler. Oysa çabukluk ve kolaylığın şiirde çağdaş anlamda
karşılıkları yoktur. Şairler bu boşluğu doldurmak zorundadırlar ve
onların yapay şiirleri, ortaklaşa terimler gibi bir araya getirilmiş
plastik bir değere sahip olan yeni kendilikler yaratır.
İnsan, makina
denen şu şaşırtıcı varlıklarla içli dışlı oldu. Sonsuz derecede
küçük olanların alanını didik didik etti. Yeni alanlar da insanın
imgeleminin etkinliğine açılıyor. Bu da sonsuz olarak büyüğün ve
olacağı haber vermenin alanlarıdır.
Yenilikçi
düşüncenin karmaşık, durgun, yapay ve donmuş olduğunu sanmayınız.
Doğanın düzenini bile izleyen şair, şişirilmiş boş laflardan
bütünüyle kurtuldu. Artık içimizde Wagner Almanyası’nm o dev gibi
coşumculuğunun bir yana bırakılmış eski giysisini kendilerinden
uzağa atıverdiler; onun göz aldatan parlaklığına, aldanarak, Jean
Jacques Rousseau kadar değer vermiştik.
Sanat ancak,
günün birinde evren aynı iklim altında yaşarsa, insanlar aynı
biçimde yapılmış barınaklarda otururlarsa, aynı söyleyişi taşıyan
aynı dili konuşurlarsa, ulusal olmaktan kurtulacaktır; bu da hiçbir
zaman olmayacaktır. Etnik ve ulusal farklılıklar edebî anlatımın
çeşitliliğini doğurur ve korunması gereken de işte bu çeşitliliktir.
Çağdaş bir şair
bir uçağın homurtularını kaleme aldığında, her şeyden önce, zihnini
gerçeğe alıştıran şair arzusuna sahip olmak gerekir. Şairin hakikat
tutkusu onu neredeyse bilimsel denebilecek notlar almaya iter; eğer
şiir olarak ortaya koymak istiyorsa bunlar her zaman gerçeğin
gerisinde kalacak, diyelim ki kulak aldatıcı olacaktır.
Yenilikçi
düşünce, insanı, bir gelecekten haber vericinin çabası içine girmeye
zorluyor.
İşte bunun
içindir ki yenilikçi düşünceye göre tasarlanmış eserlerin çoğunda
gelecekten haber vericiliğin izlerini bulabiliyorsunuz. Hayatın ve
imgelemin tanrısal oyunları yepyeni bir şiirsel etkinliği bütünüyle
serbest bırakıyor.
Şiir ve yaratı,
olsa olsa tek bir şeydir öyleyse; insanın yaratabildiği ölçüde, icat
eden, yaratan kişidir diye şairi adlandırmak gerekiyor. Şair, yeni
coşkular keşfeden kimsedir; bu yeni coşkulara katlanmak güç de olsa.
Her alanda şair olunabilir; yeter ki insan serüvenci olsun ve bulup
çıkarmayı göze alsın.
Çağdaş şairler
yaratıcı, keşfedici ve gelecekten haber vericidirler; sahip
oldukları ortaklaşmanın en büyük yararı için konuştukları zaman
söylediklerinin araştırılmasını isterler. Platon’a doğru dönerler ve
ona yalvarırlar; Cumhuriyet’ten sürüp çıkarılsalar bile hiç olmasa
onlara kulak verilir.
Yenilikçi
düşünce, her şeyden önce, formüllerin estetizminin ve bütün bir
züppeliğin düşmanıdır. Böylesi bir okula karşı savaşmaktan yana
değildir. Çünkü kendisi bir okul olmak istemez ama simgecilikten ve
doğacılıktan bu yana bütün okulları kapsayan büyük akımlarından
biridir edebiyatın. Çağının aydınlık kavrayacılığı için; evrenin içi
ve dışı konu-sunda yeni görüşler getirmek için, ön ayak olucu
düşüncenin yerleşmesi için savaşır...
Yenilikçi
düşünce, yaşadığımız çağın yenilikçi düşüncesidir aynı zamanda.
Şaşırtıcılıklar konusunda verimli olan bir çağ. Şairler, gelecekten
haber vericiliğe; şu bir türlü evcilleştirilemeyen ele avuca sığmaz
kısrağa benzeyen şeye boyun eğdirmek niyetindeler.
Guillaume
Apollinaire
Çeviri:
Eray Canberk
|