|
Bu
özel sayıyı hazırlarken içinde bir de eleştiri sözlüğü olmasını tasarlamıştım.
Edebiyata ait tüm terimlerin eleştiri ile ilgili olacağını biliyordum; ancak
sözlüğü hazırlarken eleştiri ile birinci dereceden akrabalığı olan terimlere yer
vermeye çalıştım. Terimleri aldığım ve düzenlediğim kaynaklardaki tanımlara
olduğunca müdahale etmedim ancak bazı tanımların yetersizliği (hatta yanlışlığı)
beni müdahale etmek zorunda bıraktı. Terimlerin tanımlarının arı Türkçe olmasına
özen gösterdim.
Ne yazık ki
sözlüğe tüm eleştiri akımlarının tanımlarını almadım çünkü bunları bir tanım
halinde vermek yetersiz kalacaktı ve haksızlık olacaktı. Bu nedenle çok sıkça
kullanılan birkaç akıma ve anlayışa tanım olarak yer verebildim.
A
Açıklama:
1. Anlaşılmayan bir düşüncenin, sözün, yargının anlamının belirlenmesi. 2.
Makale, konuşma gibi bilgi veren anlatım türlerinde bilgi ya da görüşü; örnek
verme, tanımlama, çözümleme yoluyla neden – sonuç ilişkisini göstererek
kanıtlama. 3. Metin çözümlemesi
Açımlama:
1. Bir şiiri ya da
düzyazıyla yazılmış metne, gerek biçim gerekse içerik yönünden anlaşılır duruma
getirme. 2. Bir konuyu, atasözünü ya da özdeyişi açarak yazma.
Açımlayıcı:
İyi anlaşılması için, bir
konu ya da sorunu ayrıntılarıyla ortaya koyan, açımlama işini yapan.
Açma:
Bilim, uygulayım ve sanat
konusunda bir konuşmayı ya da yazıyı, meslekten olmayan kişilerin anlayabilmesi
için ya başka sözcük ve tümcelerle ya da genişleterek bildirme.
Akım:
Sanat yapıtlarında ortaya
çıkarak bir süre sanatçıları etkisinde bırakan görüş, yöntem ve yönelim.
Anlam:
Bir sözcük, söz, konuşma ya da yazının, zihnimizde canlandırdığı, uyandırdığı
tasarım, duygu, düşünce.
Anlambilim:
Anlamla ilgili dil sorunları üzerinde duan, sözcüklerin anlam bakımından
özelliklerini ve evrimsel değişimlerini araştırıp inceleyen bilim dalı.
Anlatı:
Roman, öykü, masal, oyun... türlerinde olduğu gibi gerçek ya da düşlemsel
olaylar dizisinin, durumların yazınsal düzeyde anlatılması, öyküleme.
Ardıl:
Büyük ustaların taklitçisi, özgün yaratıcılık göstermeyen edebiyatçı.
Artalan:
Bir metnin algılanmasında, metinde oluşan yeni anlam öncesindeki tarihsel,
toplumsal, yazınsal verilerin tümü.
B
Bakış Açısı:
Bir yapıtta olaylara
bakış.
Belge:
Bir olguyu anlatan, bir olayı açıklayan ya da bir savın doğrululuğunu kanıtlayan
yazı, yapıt, yazıt.
Belgin:
Tam ve belirli bir nitelikte anlatılmış olan (duygu,düşünce).
Belginlik:
Anlatımda düşünce ve duygunun, en uygun sözcüklerle anlatılmış olması.
Benzer Yapıt:
Bir dilde yaratılmış olan
yazın yapıtını, konu yönünden andıran ya da eş olan yapıt.
Bestseller:
Çok satar.
Betim:
Anlatım konusu ile ilgili bir nesneyi, kişiyi ya da olayı özellikleri
belirtilerek tanımlama.
Betimce:
Bir yazın yapıtında bir kimseyi görünüş ve davranış özellikleri yönlerinden
tanıtan yazı.
Betimleme:
Bir ortamı, olayı, varlığı, imgeyi ve kavramı özel niteliklerini canlandıracak
biçimde yazı ya da sözle anlatma.
Betimsel:
Varlıkları dış özellikleri
ve görünüşleri ile anlatma yolu.
Biçimci Eleştiri:
bkz. yapısalcı eleştiri
Bireşim:
1. Bilim ve sanat çalışmalarında ayrıntılar bir araya getirilerek bir bütüne
ulaşılması. 2. değişik düşünce ve duyum öğelerinin birleşerek bütünlük gösteren
bir yapıt oluşturması durumu.
Birincil Yazın:
Yazınsal yapıtın, metnin kendisi.
Buluş:
yazın yapıtında konunun yazarınca düşünülüp bulunması ve sunuş yolunun
kuruluşunun planının saptanması.
Ç
Çıkma:
sayfa kenarına metinle ilgili olarak yazılan açıklayıcı kısa yazı.
Çözümleme:
1. Roman, öykü ya da öyküdeki kişilerin ruhsal yapılarını açıklama, ruhsal
çözümleme. 2. Bir metni biçim ve içerik yönünden inceleyerek açıklama,
yorumlama.
Çürütüm:
Bir yazarın belli tutum ve görüşlerine karşı yapılan ağır eleştiriler karşısında
kendini savunmak, ileri sürülen görü ve düşünceleri çürütmek amacıyla kaleme
aldığı yazı ya da kitap.
D
Değişke:
Bir yapıtın ya da metnin biçim ve içerik yönünden birtakım küçük ayrılıklar
taşıyan değişik baskı ya da yazmalarından her biri.
Dil:
Bir topluluğun bireyleri arasında, sözlü ya da yazılı iletişimi sağlayan sesler
ve imler dizgesi.
Dilbilgisi:
Bir dilde sözcüklerin yapılış ve tümce olarak diziliş kurallarını inceleyip
saptayan bilgi dalı.
Doğruluk:
Bir metnin, yazım ve düzgün anlatım kurallarına uygunluğu, kullanılan
sözcüklerin yerli yerinde olması.
Doldurma:
Düşün yazılarında,
raporlarda gerekli olmayan söz, bilgi ya da açıklamalara yer verilmesi.
Düzelti:
Başka birinin yazdığı yazıyı; gazete, dergi, ansiklopedi vbde yayımlanması
amacıyla düzeltme, tamamlama.
Düzenleme:
Anadüşünceye bağlı ya da onunla ilgili yardımcı düşünceleri ve ayrıntıları
belirli bir amaç ve plana göre sıralama.
Düzyazı:
1. Bir düşünceyi, duyguyu ya da konuyu, ölçü, uyak gibi kurallara bağlı olmadan
dilbilgisi ve sözdizimine uygun tümcelerle yazma. 2. Düzyazı ile yazılmış metin.
E
Edebiyat Eleştirisi:
Bir edebiyat yapıtının eleştirici gözle incelenip, değerlendirilmesi.
Eklenti:
Bir yapıta eklenmiş olan ek
bölüm.
Eleştirel:
1. Eleştiriye dayalı. 2. Bir yapıta eleştirici bir bakış açısı ile yaklaşma.
Eleştirel Gerçekçilik:
toplumsal gerçekleri eleştirel açıdan ele alan bireyi toplumla ilişkileri
yönünden yansıtmayı amaçlayan bir gerçekçilik görüşü.
Eleştiri:
1. yazın, sanat ya da düşünce ağırlıklı yapıtları inceleyip, çeşitli yönlerden,
değerli, değersiz yanlarını ortaya koyma. 2. Bu amaçla hazırlanan yazı.
Eleştirici:
Yazın ya da sanat yapıtlarını inceleyip değerlendirerek değerli, değersiz
yanlarını ortaya koyan kimse, eleştirmen.
Eleştirmeli Basım:
Eski çağlardan kalma ya da elyazması yapıtların değişik nüshalarını
karşılaştırıp aradaki ayrılıkları ortaya koyarak sağlanan metni bulma.
Estetik:
Doğada ve
sanatta güzel öğretisini konu edinen felsefe alanı.
Etik Eleştiri:
Bir
edebiyat metnini insan dünyasına katkıları ve insanın değerleri alanında ne
söylediğini öne çıkarak eleştiren eleştiri biçimi.
Eytişim:
Bir konu üzerinde karşıt görüşleri değerlendirerek doğruyu bulma yöntemi.
H
Hermeneutik:
bkz. Yorumlama
İ
İçerik:
Bir yazın ya da sanat yapıtının kapsadığı olay, düşünce, duygu; aşılamak
istediği kanı, savı; kanıtlamaya çalıştığı gerçek, öz.
İkincil Yazın:
Yazınsal yapıt üzerinde yazılmış olanlar.
İleti:
Bir yapıtta okuyucuya bildirilmek, anlatılmak istenen düşünce.
İmge:
Sanatçılarını düş güçleri
ile yarattıkları, duygu ve düşüncelerle ilgili kavramları da içeren, aynı
zamanda simgesel nitelik gösteren zihinsel görüntü.
İmgelem:
1. Önceden görülmüş varlıkların, yaşanmış olayların zihinde canlandırılması. 2.
Yeni varlıklar, olaylar yaratılması, konular bulunması.
İmgesel:
1. İmge ve imgeleme ile
ilgili. 2. Bir sözcüğün genel kullanımının dışında kalan ancak imge gücü ile
kavranabilen anlamı.
İnce Anlam:
Bir söz ya da yazıda
çoğunlukla gerçek anlamın altında gizli olan, düşündürücü, dokundurucu anlam.
İnceleme:
1. Bilim, sanat, kültür, yazın gibi alanlarla ilgili herhangi bir konuyu
bilimsel bir yöntemle ele alarak değerini, özelliklerini ortaya koymak için
yapılan çalışma. 2. bu çalışmayı içeren yazı ya da yapıt.
İnceleme Yazısı:
Herhangi bir konu üzerinde inceleme sonucu yazılan yazı.
İrdeleme:
Herhangi bir konunun, kaynaklar ve belgeler üzerinde yapılan araştırmalar,
gözlemlerle, her yönden kapsamlı bir biçimde incelenmesi.
İzlek:
Bir yazın ya da sanat
yapıtında ele alınan konu işlenirken dayanılan ve konuyu oluşturan temel
yönelim, düşünce, anakonu
İzlenim:
Bir durum ya da olayın duyurular yoluyla insan üzerinde yarattığı etki (düşünce,
duygu, kanı vb.).
İzlenimsel Eleştiri:
bkz. öznel eleştiri.
K
Karşılaştırmalı Yazın:
Birbirinden
ayrı toplumların yazınlarının ürünleri olan, ayrı dillerde yazılmış yapıtları;
konu, düşünce ya da biçim bakımdan inceleyerek ortak, benzer ya da benzemeyen
yanlarını saptamak, yazın akım ve hareketlerini değişik yönlerden karşılaştıran,
nedenleri üzerinde yorum getiren yazın.
Kaynakça:
1. Aynı konuda ya da çeşitli konularda kitap ve makale listesi. 2. Aynı konuda
ya da çeşitli konularda yapılan yayınlarla ilgili bilgi veren çalışma.
Kaynak Metin:
Çeviribilimde başka dile çevrilecek özgün metin.
Kompozisyon:
(Yorumlama alanındaki anlamı ile) Düşünce alanının kurgusu, metni oluşturan
belli düşünce ve anlatma istemlerinin bütünü.
Kuralcı Eleştiri:
Sanat yapıtını; güzellik, erginlik üzerine saptanmış, ülküsel ve değiştirilemez
olarak benimsenen kurallara göre değerlendirme yolu.
M-N
Marxçı Eleştiri:
Sanatı toplumsal olgu sayan eleştiri. Bu eleştiride sanat yapıtı “Her sanatsal
yaratı, yaratıldığı dönemi yansıtan bir aynadır.” düşüncesinden yola çıkılarak
değerlendirilir. Sanat yapıtının aynasına yansıyansa toplumun içinde bulunduğu
ekonomik koşullar, altyapı ilişkileri ve sınıflar arasında çatışmalardır.
Meditasyon:
(Yorumlama alanındaki anlamı ile) yazarı konu hakkında yazmaya yönlendiren
etmenler.
Metin:
Bir olayın, düşünce ya da
duygunun herhangi bir yazın türünde yazıya dökülmüş biçimi.
Metin Çözümlemesi:
Bir metnin anlam,
anlatım, konu, yazınsal değer, özgünlük gibi yönlerden inceleme, açıklama.
Metin Karşılaştırması:
Eski yazın
yapıtları nüshalarının en doğrusunu ortaya koyabilmek amacıyla elde bulunan
metinlerle karşılaştırarak inceleme.
Motif:
bir yazın yapıtında sık sık vurgulanan temel düşünce, imge ya da yinelenen
anlatım.
Nesnel Eleştiri:
Bir eleştirmenin eleştirdiği yazın ya da sanat yapıtını kendi beğenisine göre
değil yapıtın taşıdığı yazınsal ya da sanatsal değere göre değerlendirmesi.
O-Ö
Okura Dönük Eleştiri:
Kuralcılığa, bilimselliğe ve nesneciliğe karşı tepki olarak doğmuş, okurdan yola
çıkarak bir yapıtı ne olduğu, ne yaptığı sorularına göre değerlendiren eleştiri
akımı.
Öğe:
1. Roman, öykü, oyun, anı, gezi türlerinde kullanılan öyküleme, betimleme,
söyleşim, çözümleme vb. bildirim yollarından her biri. 2. Bir yazın yapıtında
işlenen konunun düşünce, duygu, eleştiri vb. yanlarından her biri.
Özgün:
1. Biçim ya da konuya ilişkin birtakım özellikleri ile benzerlerinden ayrılan
(yapıt). 2. Kendi alanında, türünde ya da konusunda ilk kez yazılmış olan
(bilim, sanat ya da yazın yapıtı).
Özgünlük:
Sanat ve yazın yapıtlarında konu, ana düşünce, biçim ve anlatım bakımdan kendi
türünden öncekilere benzemeyiş; yenilik, başkalık.
Öznelcilik:
1. tek gerçek olarak yalnız düşünen varlığı kabul eden, insan yaşamında öznel
öğelere öncelik tanıyan, nesnel verileri geçersiz sayan bir felsefe öğretisi. 2.
yazın yapıtlarında bireysek beğenilere önem veren; iyi ve güzeli, kişisel haz ve
mutluluk gibi duygusal durumlarla açıklayan bir sanat görüşü.
Öznel Eleştiri:
Bir eleştirmenin eleştirdiği sanat yapıtını, kişisel beğenisine göre
değerlendirmesi, izlenimci eleştiri.
P
Perspektif:
bkz. bakış açısı
S
Sahteyazım:
1. Bir
yapıtın yazıldığı yazar adı ile değil başka bir isimle yayımlanması. 2. Bir
yazarın yapıtlarına o yazmadığı halde onun biçemini ve özelliklerini yansıtarak
sahte bir örnek eklemek.
Sav:
1. Genel anlamda, ileri sürülerek savunulan düşünce.2. Roman, öykü, oyun gibi
yazın, felsefe, bilim ve güzelduyusal yapıtlarda toplum yaşayışıyla sıkı
ilişkisi bulunan yazı türlerinde yazarın ileri sürdüğü ve savunduğu görüş.
Seçki:
Şair ya da yazarların yapıtlarından seçmelerin bir araya toplandığı kitap.
Söz:
Bir kişinin kendi düşünce
ve duygusunu anlattığı, dilin genelliği içinde kişisel nitelik taşıyan, sözlü ya
da yazılı dil ürünü.
Sözbilim:
Konuşma ve yazmada açık, etkili, tutarlı ve güzel bir anlatım sağlamanın yöntem
ve kurallarını araştıran, inceleyen bilim dalı.
T
Takma Ad:
kişilerin kimliğini saklamak amacıyla aldıkları ad.
Tanıklama:
Sözün, savın inanılırlığını güçlendirmek için olayı yaşamış kimseleri ya da
anılarını tanık gösterme; yazıya onların görüşlerini ekleme.
Tekkonu İncelemesi:
1. Bilim, sanat, siyasa, yaşamöyküleri, tarih gibi alanlarda, yalnız bir konu
üzerinde yapılan araştırma. 2. Bu araştırma sonunda ortaya çıkan yazı, yapıt.
Terim:
Bir bilim ya da sanat dalı ile ilgili kavramları karşılayan özel anlamlı sözcük.
Tutarlık:
Anlatımda olayların, düşünce ve duyguların anadüşünceye ters düşmemesi, uyumlu
olması.
Ü
Üst Metin:
G. Genette’in terminolojisinde kendinden önce varolan başka metinden yola çıkıp
değiştirerek ya da öykünme yoluyla oluşturulan metin.
Y
Yapı:
Birbiriyle ilişkili parçaların bir bütün oluşturması ile ortaya çıkan biçim.
Yapı Analizi:
Bir yazınsal yapıtın yapısının incelenip çözümlenmesi.
Yapıt:
Bir yazarın yaratı ya da inceleme çalışması sonunda yazıp ortaya koyduğu yazın
ya da bilim ürünü.
Yerleştirme Çözümlemesi:
yapısalcı ve
söylem kuramcı anlamda: bir metinde figürlerin ve eyleyenlerin birbirine karşı
nasıl bir konumda yerleştirildiklerinin anlambilimsel göstergelerden anlaşılarak
çözümlenmesi. Bu eleştiri anlamda varolduğuna inandığı ilişkiler demetini
çözmeye çalışır.
Yeni Eleştiricilik:
Bir yapıtın yazarını, yazıldığı dönemi, nelerden etkilendiğini
karşılaştırmalarla değerlendirmeyi amaçlayan bir eleştiri anlayışı.
Yorum:
Bir yazının ya da sözün
herkes tarafından anlaşılamayacak yanlarını, bir takım ipuçlarını yakalayarak
açıklama; bu açıklamayı kapsayan yazı ya da yapıt. 2.Yorumlama sonucu ortaya
çıkan anlam.
Yorumcu:
Yazın ve sanat alanlarında ortaya konulan yapıtların amaç, içerik vb. yönlerden
özelliklerini ayrıntılı biçimde inceleyen ve aydınlığa kavuşturmaya çalışan
kimse.
Yorumlama:
Bir yazının, yapıtın,
yasanın, kararın anlamanı, amacını, uygulanma yerlerini belirtme, açıklama.
Yöntem:
1. Bir sorunu çözmek, yeni gerçekleri bulmak, bilinen gerçekleri yorumlamak ve
açıklamak için izlenen mantıklı düşünme yolu. 2. Bir sanatın uygulanması için
belirlenen yol, tutum.
Hazırlayan: Utku Özmakas
* Kül Eleştiri
dergisinin 50. sayısından alınmıştır.
|