| |
Bâki Asiltürk’ü 1990’lı yıllardan bu yana çeşitli dergilerde yer
alan yazıları, akademik araştırmalarının bir ürünü olan Osmanlı
Seyyahlarının Gözüyle Avrupa adlı kitabı ve Bâki Ayhan T. imzasıyla
yayımladığı şiir kitaplarıyla (Sevdalar Tünemiş Şu Yüreğime, Hileli
Anılar Terazisi, Uzak Zaman Övgü, Fırtınaya Hazırlık) tanıyoruz.
Bâki Asiltürk, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan son kitabı Hilesiz
Terazi’ye verdiği isimle hem kitapta yer alan yazıları objektif bir
bakış açısıyla kaleme aldığını ifade etmiş, hem de Bâki Ayhan T.
imzasıyla Can Yayınları’ndan çıkan Hileli Anılar Terazisi (2001)
adlı şiir kitabına bir gönderme yapmıştır.
Bâki Asiltürk’ün yazılarını dergilerde takip edenler, şiir
çözümlemesi alanında son yıllarda yayımlanmış en nitelikli
kitaplardan biri olan Hilesiz Terazi’de, onun yazılarını ve sunduğu
bildirilerini toplu olarak okuyabilecekler.
Hilesiz Terazi
üç bölümden oluşur: “Birkaç Tema” başlıklı ilk bölümde Metin Eloğlu
ve Salâh Birsel’in şiirlerinde argo kullanımı, Cemal Süreya’nın
şiirlerinde aşk ve erotizm, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirlerinde
duyular, Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinde renkler, Mehmet H.
Doğan’ın 1980 sonrası Türk şiirine ilişkin görüşleri ve kadın
ayağının modern Türk şiirinde bir fetiş nesnesi olarak nasıl
algılandığı üzerinde durulur.
“Birkaç Çözümleme” başlıklı ikinci bölümde Melih Cevdet Anday’ın
“Güneşte”, Behçet Necatigil’in “Dönme Dolap”, Turgut Uyar’ın “Göğe
Bakma Durağı”, Hilmi Yavuz’un “yollar ve Zaman”, Enis Batur’un “Son
İnatçı Bulut”, Haydar Ergülen’in “İdiller Gazeli”, Vural Bahadır
Bayrıl’ın “Lehim”, Hüseyin Ferhad’ın “Hazer İçin Birkaç Sarı Gül”
şiirleri ve Güven Turan’ın Bir Albümde Dört Mevsim kitabındaki
şiirleri çeşitli kuramların ışığında çözümlenir.
“Birkaç Şair” başlıklı üçüncü bölümde ise Abdülhak Hâmid, Tevfik
Fikret, Ahmet Hâşim, Ahmet Muhip Dıranas, Orhan Veli, Edip Cansever,
Sezai Karakoç, Haydar Ergülen, Lâle Müldür ve Altay Öktem gibi
şairler hakkında yazılar yer alır.
Bâki Asiltürk, kitabında Edip Cansever’in şiirini Eliot’ın nesnel
bağlılaşık kuramından, Metin Eloğlu ve Salâh Birsel’in şiirlerini
dilbilimsellikten, Lâle Müldür’ün şiirini metinlerarasılık ve
modernlikten faydalanarak çözümlemiştir.
Bâki Asiltürk, “Behçet Necatigil’in “Dönme Dolap” Şiirinde
Hayat, Anlam Boşlukları ve Şiir Öznesi” yazısında Necatigil’i
“ayrıntıların gizli tarihini yazan bir şair” olarak nitelendirir ve
Alman edebiyatından çeviriler yapmış olan şairin, Alman filozofu
Hegel’in nesneler üzerindeki görüşlerinden etkilendiğini belirterek,
şairin nesnelerle ilişkisini açıklar. Asiltürk, ayrıntılara verdiği
önemle tanınan Necatigil’in “Dönme Dolap” şiirinde “dönme dolap”ı
bütün bir hayatı kapsayan “simge-nesne” olarak tanımlayarak, şairin
hayata tutunamamış, kalabalığın içinde yalnız kalan insanın
çaresizliğini anlattığını dile getirirken bu şiirin Eco’nun “açık
yapıt” kuramına da uyduğunu belirterek farklı şekillerde
yorumlanabileceğini de gösterir.
Aynı
şiire Riffaterre’in “matris” kavramı açısından bakan Asiltürk,
“dönme dolap”ın şiirde sözcük düzleminde hiç geçmeyen cisim olarak
“dünya”yı, esas olarak “hayat”ı simgelemekte olduğunu savunur ve bu
görüşünü dairesel bir çizgi izleyerek dönen dönme dolapla dünyanın
dönmesi, dönme dolaptaki her oturma bölümünün kendi etrafında
dönmesiyle dünyanın kendi etrafında dönmesi arasında kurduğu bağla
ispatlar.
Asiltürk, Heidegger’in varlık felsefesindeki “dasein” kavramından
yola çıkarak şiirdeki öznenin varoluşun nedenlerini sorgulamayan,
bunu önemsemeyen, varoluşa ve ölüme bir anlam yükleme çabasında
olmayan, dünyanın farkında olmayan bir insan olduğunu örnek
mısralarla açıklarken hem Necatigil’in şiirinin zenginliğini hem de
kendi yorum yeteneğini gösterir.
Asiltürk, “Hilmi Yavuz’un “yollar ve Zaman” Şiirine Temel İzlekler
Ekseninde Bir Bakış” yazısında Hilmi Yavuz’un şiir kitaplarında
belirli izlekler üzerinde yoğunlaştığını ve bu izlekleri metinden
metne sürdürüp derinleştirdiğine işaret eder. “Yol” ve “zaman”
izleklerinin edebiyatımızdaki izlerini örneklerle açıkladıktan sonra
Hilmi Yavuz’un “yollar ve Zaman” şiirini Bergson’un ve Heidegger’in
görüşlerinden, Riffaterre’in “matris” ve “hipogram” kavramlarından
yola çıkarak çözümler. Asiltürk, Hilmi Yavuz’un şiiri üzerine bugüne
kadar yazılmış en derinlikli yazılardan biri olan bu yazısıyla
şairin gelenek ve felsefeyle ilişkisini de örneklerle açıklar.
Bâki
Asiltürk, “Vural Bahadır Bayrıl’ın “Lehim” Şiirinde Metinlerarasılık,
Dil ve Anlam” yazısında geçmişe atıflar yaparak Türk şiir
geleneğiyle bağ kurmaya çalışan şairin, Nedim, Yahya Kemal, Sezai
Karakoç gibi şairlere yaptığı göndermeleri hatta hem izlek hem de
ifade olarak kendi şiirlerine de yaptığı göndermeleri tespit eder ve
şairin metinlerarası ilişkisini “açık ilişki” olarak değerlendirir.
Asiltürk, “Türk Şiirinde İlk Modernist: Ahmet Haşim” yazısında dünya
şiir tarihinde şiirin modernleşmesinin manzumeden kopmasıyla,
“epik”ten, “dramatik”ten sıyrılmasıyla başladığını belirterek,
Haşim’in yaşadığı devirde Halk şiiri ve Divân şiirinden uzak kalıp,
şiirde yeni bir dönem başlattığı için ilk modernist şairimiz
olduğunu savunur. Asiltürk, bu görüşünü Haşim’in “Şiir Hakkkında
Bazı Mülâhazalar” adlı poetikasından yaptığı alıntılarla destekler.
Bâki Asiltürk, Hilesiz Terazi’de Abdülhak Hâmid’den Altay Öktem’e
kadar pek çok şairi çeşitli kuramlar ve izlekler vasıtasıyla ele
aldığı yazılarında şiirin psikoloji, tarih, estetik, felsefe ve
diğer sanat dallarıyla ilişkisini göstererek, Türk şiir tarihine ve
günümüz şiirine ışık tutar. Hilesiz Terazi aynı zamanda, Bâki
Asiltürk’ün şiir üzerine yazdığı denemelerini ve kitap
eleştirilerini toplayacağı başka bir kitabın da habercisidir.
Emel
Koşar
Bâki Asiltürk, Hilesiz Terazi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2006,
277 s.
|
|