| |
"Dil bir
anlaşma aracıdır. Karşımızdakine, vapurun yüzdüğünü mü anlatmak
istiyoruz, vapur'la yüzmek eyleminin dildeki işaretlerini,
vapur'la yüzmek kelimelerini yan yana getiririz. Bir dilin
kelimeleri birer işaret olarak gerçeği gözümüzün önüne getirmekle
ödevlidir. Ama bizler konuşurken gerçeği kurcaladığımızı, gözden
geçirdiğimizi pek anlamayız. Bir dili kullanmak, kelimelerin bizde
uyandırdığı görüntülerin yardımıyla bir şey anlatmak demektir. O
şeye anlam diyoruz. Bir sözün anlamı, çoğu zaman o sözün gözümüzün
önüne getirdiği görüntüden başka bir şey değildir. Ahmet yürürken
düştü sözünde olduğu gibi. Yürürken düşen Ahmet'in görüntüsü bu
sözün anlamıdır. Balık kavağa çıkınca gelirim dediğimiz zaman
gözümüzün önüne gelen görüntüden ikinci bir görüntüye sana hiç
gelmeyeceğim sözünün görüntüsüne sıçrarız. Bu da onun anlamıdır.
Her söz bir görüntü ile karşımıza çıktığına göre her sözün bir
anlamı vardır demek yanlış olmaz. Ama biz, sözler arasında bir
ayırım yaparız. Bir sözün gözümüzün önüne gelen görüntüsü,
olabilecek bir şeyse o söze anlamlı, olmayacak bir şeyse anlamsız
deriz. Ahmet düştü sözünün bir anlamı vardır, çünkü Ahmet
düşebilir. Lambanın saçları ıslak sözünün bir anlamı yoktur,
çünkü lambanın saçı olmaz. Bir kelime sanatı, bu yüzden bir görüntü
sanatı olan şiirin sadece olabilecek görüntülere bağlanması
istenmeyeceğinden anlamla da bağlı kalması istenemez. Konuşurken
anlamdan da öte bir şey, bir sonuç bizi ilgilendirir. Ahmet düştü
dendiği zaman, bu sözü anlar anlamaz, onunla bir görüntü, bir anlam
olarak değil, bir sonuç olarak ilgileniriz. Artık Ahmet'in sağlık
durumunu düşünürüz. Bu yüzden konuşmanın, yani dille işaretlenmenin
tadını çoktan yitirmişizdir. Halbuki kelimeleri kullanmak, göz önüne
birtakım görüntüler getirmek, gerçekle oynamak, gerçeği kurcalamak
birdir. Kelime bu bakımdan bizi resmin çizgisinden, renginden,
musikinin sesinden daha çok gerçeğe yaklaştırır. Ama biz gerçeğe
olan ilgimizi de yitirmişizdir. Çünkü gerçeğe alışmışızdır. Gerçeğin
gündelik düzenini değiştirmek, yahut başka bir açıdan bakabilmek
elimizde olsaydı, daha çok ilgi duyardık ona. İşte gerçeğin
düzeninde yapamayacağımız bu değişikliği, kelimelerin konuşma
dilindeki gündelik düzeninde yapmak bize bu açıyı sağlayacak,
birbirine yabancı sanılan kelimelerin karşılıklı ışığında gerçek
unuttuğumuz yüzüyle çıkacaktır karşımıza."
Oktay Rifat
(Perçemli Sokak
"Önsözü")
|
|