|
Ahmet Özer (1946)
Kar Çığlıkları
ben yürürken gökyüzü dağılıyor yorgun çınarlar seriliyor önüme martılar denizi bırakıyor sevincine sığınıyor çocuklar sesim kuşanıyor hayatı.
karlar savruluyor ışıklar içinden dallarda aydınlığın çığlığı buğulu gökyüzü çiziliyor ufkuma sular üşüyor.
yolları tutuyor karlar/ yola çıkanları kiraz çiçekleri görmemiş/ dağ gülleri ve çocuk seslerini yitirmiş çayırlar koynuna dolduruyor gecenin sesini.
düşlerimizi yıkayan köpüklü sular bir dinamit sessizliği dağıtıyor dünyaya durdurmak istiyorum günleri/bindiğim trenleri hiç yaşlanmasın istiyorum okuduğum şiir.
bağlanan bir sayfada çözülen sözlerim yaralı kuşlar gibi indiler geceye denizler kurudu dizelerimde/ yıldırımlar düştü habersiz kaldı mevsimler
dışarıda kar bir bıçak oluyor yaranın yüreğine.
Günler Akar Yüzümden insanın büyük
serüveni yansımış mermere benim o/günlerden
çıkıp gelen ses en büyük korkuyu
yaşıyor karanlık
Kız ve Anne
ayakkabıları büyüktü annemin
onlarda yorgun ayakları
uyurdu
gündüzün
uykuyu unuttuğunda gözleri.
oysa uyurken
onlar uykusuzdu kapı eşiğinde
savrulan suyun sesini
yağmurun dinmeyen şarkısını
sürülerin getirdiği akşamları dinlerdi.
ayakkabıları büyüktü annemin
küçükken onlarda yüzerdi
ayaklarım.
uzaklara götürürdü beni annem
aklıyla
saçlarımı vermek isterdim rüzgâra
ardından soluksuz koşarken
ayakkabıları tökezletirdi yürüyüşümü
hüznün ilmekleri dokunurdu
düşlerimde.
yürüyüşüm eşitlendiğinde aklımla
anne olmuştum.
|