|
Akgün Akova(1962)
Eleni
eldivenleri ertele, ellerin kar görsün
korkma buralarda ısırgan büyümez şubat ortası
şimdi n'oluyor sen gidiyorsun, yoksun, seni eksiksemeyi
bırakıyorum bir kenara
ellerini bıraktığımı sanma söyle hangi gün bıraktım
seni sevmeyi bıraktım mı bir köpek gibi ölürüm çünkü
çöp kutularının dibinde gelincik arayan toza bulalı
bir köpek gibi
ardından yalnızlık vurdu başıma bir Rum güzeliyle yattım
uçurumu sarışın, manastırı sarışın, adı Eleni
Eleni büyük bir rakı gibi, içtin mi şaşırtıyor
Eleni Kızkulesi
Eleni kiralık katil
Eleni çalar saat
sonra yok daha neler Eleni
yapma Eleni yeter
yeter dedim Eleni görmüyor musun şiir yazıyorum
ne zaman geldin sen ayak seslerini duymadım
istersen git odalara bir bak sana alışsınlar
dünya hali bu
ucunda kalmak da var bir gün tek başına
tek başına Eleni
çoğulluğu kim bombardıman etti
kim Eleni
Caz Çiçeği
bilinmez, belki son öpüşümdür bu seni
bir kadına bir nehri son ekleyişim
bilinmez, bahçene ektiğim son çiçek hırsızıdır bu
bomba konmuş tren istasyonlarına
arzunun titreyen yollarına
son adım atışım, belki bu da bilinmez
bilinmez, baharın ensesine bir kuşun
ilk kurşun sıkışıdır bu
bir kedinin yağmurda ilk yıkanışı
bir kadını merdivene ilk benzetişim, sen gidiyorken
arka sokak otellerine ilk rastlayışı bir sarayın
güzelliğin aynaları tehdit ediyor sevgilim
hüzünü unutuşun bu gece, belki sözü edilmez
bilinmez, belki yanıbaşımdadır o kaygan sevdan
bu şiir kuştüyü elini ilk özleyişimdir senin
( sanki ilk sendin bu kanayan alnıma duran
çarpışan gemilere adını verdiğim ilk sendin
ardından kırık camlara çizdiğim
bir Piaf şarkısı geçerken parmak ucumdan
anladım ki ilk sendin
caz çiçeğim,
nasıl denir
içimde çatal mısın bıçak mısın bilinmez )
(Adam Sanat, Ağustos 1994)
Sevdiğim Kadın Adları Gibi -28
Arzu
kumdan kaleler
yapıyorsun deniz kıyısında
diz çökmüş, çırılçıplak
teninde birikiyor yitip giden güneş
yaşam geri çekilmeyecek bir dalga gibi
yükseliyor bacaklarında
gri bir martı ayak bileğine kayığını bağlıyor
senin için aşk Arzu
aşk
fırtına kopunca söylenen şarkı
gözlerini
kapıyorsun deniz fenerinin ışığında
saçların rüzgârda, geceyle buluşarak
ışık demeti parlayan bir sarmaşık gibi
dolanıyor boynuna
gemilerin yıldızları seyrediyor
senin için aşk Arzu
aşk
istiridyede saklanan inci
samanyoluna
bakıyorsun, bu şiire alıştığında
elinde kırık denizkabuğu
çantanda sabaha alınmış bir bilet
dönmek istemediğini söylüyorsun ağlayarak
senin için aşk Arzu
aşk
yalnızlık adasında kurulmuş tuzak
kimi şairlere göre
aşk
kumdan bir kaledir Arzu
kumdan bir kaledir
dalgaların gözüne kestirdiği
ve
yaşlandıkça şairler
güzelleşir nedense
şiirlere âşık
bütün kadınlar
(Varlık, Ocak 2002)
Sevdiğim Kadın Adları Gibi -27
Hale
kış her tarafa
sıçradı
ve sıkılan beyaz bir eldiven gibi yolları kapadı kar
kristal yorganını üstüne çekerken yeryüzü
sobanın alevi yol gösterdi geceye
camdan sızan kar masalı
Doğu'nun fısıltısı
yalnızlığın sızısı
elini uzat sevgili
Hale
elini uzat
parmaklarındaki
donmuş çağlayan akmaya başlasın diye
gölge oyununu anlamaya çalışan bir çocuk gibi
bulmaya çalış
ateşle aşkın kavuşma noktasını
kuyuyu anlamaya çalışan yağmur damlası
gökyüzünü anlamaya çalışan savruk bir duman
kuşu anlamaya çalışan dal gibi
anlamaya çalış
aşkın sevenleri neden yaraladığını
bakışlardaki çağrının karşı konulmazlığını
terlemesini avuçların, dudakların buluşmasını
anlamaya çalış
sevişmenin uçurumda biten yolculuğunu
uyuduğunda
doğanın büyük kitabını gör düşünde
orada nehirler,
yağmurun yanıtıdır "ne iş yaparsın" sorusuna
ormanlar, yeşilin misafir odaları ...
dağları avcılar görmesin diye çıkar sis
ve aşk
dünya şenlensin diye var
aşk bir şenlik
ateşidir sevgili Hale
aşk bir şenlik ateşidir
yüreğin bayramında
(Adam Sanat, Ocak
2002)
Sevdiğim Kadın Adları Gibi -29
Lale
çantanda bir sürü
anahtar var Lale
biri evinin,
geceleri merdiveninden korkarak çıktığın
biri yalnızlığın, kalabalıklardan damıttığın
giysi dolabının biri,
ki giysilerini sevmem,
gizlerler güzelliğini
çantanda bir sürü
anahtar var Lale
posta kutunun biri,
sana dargın mı ne
biri saçının,
örgüsü kolay çözülsün diye
arabanın biri,
ah şu bitmeyen taksitler ve kasko!
çantanda bir sürü
anahtar var Lale
aşk mektuplarını sakladığın çekmecenin biri,
epey eskimişler,
öyle değil mi
biri uykunun,
bazı geceler sıçramanla bölünen
şu yüreğe benzeyen anahtar nerenin,
ne kadar da paslanmış
çantanda bir sürü
anahtar var Lale
biri Ağrı Dağı'nın,
hep tırmanmak istediğin
Salzburg kentinin biri,
yüzlerce Mozart seni çalıyor
biri dalgın bir nehrin,
kucağında geçmelisin sevgilinin
Akdeniz kumsalının biri,
ıssız ve mavi,
çırılçıplak yüzen sen misin
çantanda bir sürü
anahtar var Lale
ama açmıyor hiçbiri seni
açmıyor işte anla
kendini aşklara kapattığından beri
(Varlık, Şubat
2002)
|