|
Behçet
Aysan(1949-1993)
Örüp İnce Bir
Tığla
duvarda,
solgun ışıklarla oynaşmada
bir örümcek ve düşüncelerim
ince bir tığla
örüyor ağını, sessizce
gün
batıyor.
kara battaniyeli
bir ölü yürüyor sonra
kireç döküntüleri ne kadar da
benziyor
ona, öldürülmüş bir arkadaşının
fenerini
tutuyor, içli bir madenci
şarkısıyla
geçerken
şehrin dikenli telleri arasından.
limanda yük boşaltıyordu kardeşi
dünya geniş
pergeliyle
yer
açıyordu, onunla koşanların
kalbinde ve bir gül ağacının
tomurcuğunda yeniden açıyordu.
sessizce
gün
batıyor, bir aşk bitiyordu
bir aşk dağılmış
bir gerdanlık gibi.
sakallarım uzuyor, bir yara
bir yara durmadan işliyordu
kendini
ben de
çekiyordum
derin ağlardan
çekiyordum gölgemi.
sevmiyordum artık
ne sis çanını
ne dağlalesini
günlerim değiyordu
ateşten bir dolunaya.
(Karşı
Gece’den)
Redif Kışla
Sokağı
redif kışla sokağı güneye bakar
küçük bir anadolu kasabasında
ve mor benekli
kelebekler gibi
uçuşurdu
tozlar
galiçya
çok uzakta.
redif
kışla sokağı güneye bakar
önünden boz bulanık sular akar
ve eşiğine oturmuş
dolunayı seyreder
yemenisi kanlı
kadınlarla çocuklar
yemen
çok uzakta.
redif
kışla sokağı güneye bakar
gidip de gelemeyen o göçmen kuşlar
elif yüklü
yürümüyor kağnılar
açlık kırım
tifüs salgın
çok uzakta
kafkaslar.
redif
kışla sokağı güneye bakar
avlusunda ne mürdüm ne zerdali
açmaz oldu
kaç yıl var
çiçeklenmiyor
tomurcuklar
çok uzakta
sina ve kanal.
redif kışla sokağı
güneye bakar.
Karasevda
ak bir yaban güvercini
gibiydin aşk
vişnelere
bulaştın kirlendi beyazın.
takılamayan
telli duvak
verilemeyen mendil
düşlerde
kaldın.
al üstüne mor giymiş
körkuyularda
körkuyularda
sevdadan delirmiş.
ah yüzüne bütün kapılar
kapanmış senin
ıtır
ve yasemin kokulu günah.
çıkılamayan yıldız
gidilemeyen iklim
kimbilir hangi limanda
hangi gemiye
yüklenmiş.
al üstüne mor giymiş
körkuyularda
körkuyularda
sevdadan delirmiş.
düşlerde
kaldın.
|