|
Bejan Matur
(1968)
Rüzgâr Dolu Konaklar
Doğduğumuzda
Bizim için yaptırdığı sandıklara
Gümüş aynalar
Lacivert taşlar
Ve Halep’ten kaçak gelen kumaşlar
Dolduran annemiz
Bir zaman sonra
Bizi koyup o sandıklara
Yol
Rüzgâr
Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.
Yalnız kalmayalım diye karanlıkta
Çocukluğumuzu ekleyecek
Avunmamızı isteyecekti
O çocuklukla.
Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın
Karıştığı uzun ırmağa
Bırakıldığımızda
Annemiz bu kadarını istemezdi
Bu yüzden
O uyurken
Uzaklaştık
Diyorduk sulara.
Gidişin kendisinden artakalan
Her şey, herkes burada.
Ben buradayım
Kardeşlerim yitikliğiyle burada
Annem elbiseleriyle
Erkek kardeşim savaş korkusuyla
Babam burada hiç uyanmış olmasa da
Dünya eksilmiş etrafımda
Bir düş sanki olanlar
Uzayan ve uzadıkça acıtan
….
(Rüzgâr Dolu
Konaklar’dan)
Kadınlar
Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgâr estiğinde hepsi ürperiyor
Göğüsleri değiyor toprağa
Ellerinde yanan odunlar taşıyan kadınlar
Siyah kazanların pası çökmüş yaşlılığıyla
Dolaşıp duruyorlar.
Ateşin öfkesi kabardığında
Sesler artıyor.
Orada ateş hiç bitmiyor
Söndürmek bir belâ
Göğüsleri pörsüyen kadınlar
Ellerinin korkunç inceliğiyle
Tutacakları odunların sertliğini düşünmekte
Ve susmaktalar.
Sustuklarında yaşları farkedilmiyor
Toprak kokuyor bağırdıklarında
Nereye yaslanacaklarını ututtuklarından
Gözlerini toprağa bırakıyorlar
Çünkü bulutlar gökte kalıcı değil
En içten
Toprağa veriyorlar kendilerini
Ve kokuyorlar arasıra
(Rüzgâr Dolu
Konaklar’dan)
Tören Giyisileri
Çürümüş donuk
kalbinde bu toprakların
Gözleri gördüm.
Herkes sesiyle
vardı
Ve duruşuyla
gövdesinin.
Bir insanı en iyi
sevişirken tanırız.
Kalbimizi birlikte
çürütürken.
Ağırlaşan gövdemiz
Gece uyandırır.
Mezar gibidir
avlulu evler.
Çocukluk bir
uykudur. Uzun sürer.
Ve dokunmak için
bir arzu
Bir arzu sürükler
bizi ölüme.
Ben kendimi sınadım
her gövdede
Ben kendimi
bıraktım her şehirde
İçime aldım göğünü
ülkelerin
Ve boşluğunu
görünce kalbimin
Gitmeli dedim.
***
Çürümüş tören
giysileri içinde
Askıda salınan
kökler.
Biz denize düşürsek
de ateşi
O hep yanar.
Issızlık bahşeder
karanlığa. Yanar.
Tarih bir yanılgı
olabilir diyor şair
İnsan bir
yanılgıdır diyor tanrı.
Çok sonra
Bu toprakların
kalbi kadar
Çürümüş bir sonrada
İnsan bir
yanılgıdır diyor tanrı.
Ve düzeltmek için
varım
Ama geciktim.
Ölü kızıl suyun
dalgası
Gece yürünen yol
Ve yolcuların
dağıldığı zavallı yeryüzü
Salınan beyaz
kefenler
Tören giysileri.
Ve bir koşu için
gerekli tek şey
Atın yelesidir.
Aslolan,
Şimdi ve burada
Çürüyüp kaldık.
Tanrı görmesin
harflerimi
İnsan bir hata
diyor durmadan
Ve hatasını
düzeltmek için
Acı veriyor
Sadece acı.
(Tanrı Görmesin
Harflerimi’den)
|