|
Birhan Keskin (1963)
Deniz
Uzun uzun bir yağmuru okudum, Uzun ıslığını taşıdım rüzgârın, Uzak bir kıyıya mektup yolladım. Döndüm, derinde dövdüm kendimi. Duydum, kırıldı içimde tuz sesi Bir derine ağladım.
(Keder saldı içime bir denizden bir midye, Taşı gördüm ağırlık indi dilime)
Engin de kendinden uzağı özlermiş Ufuk bir şey değilmiş bana, gördüm. Hayal kıvamıymış aşk, Gülün kokusunu bademin neşesini istedim.
Ah bilemedim de nasıl geniştim, Koşup kapaklanayım bir kucak istedim.
(Yeryüzü Halleri'nden)
Karınca
Ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum kor dantellerden bu yolu, ormanın altına yeter ki oku onu.
Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua, ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya; katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya. Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya.
Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin, büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü; kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın.
Kim anlayacak bu kor işaretleri? Kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan. Ovada ve dağda saklı bir mavi için düştümdü yola. Benim de yaban bir çığlığım vardı, çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgara.
Kışa girdik kıştan çıktık ama değişmiyor insan karınca duası diyorlar ördüğüm yola.
(Yeryüzü Halleri'nden)
Saf Sabır
Ben, birlikte kıyıya sürüklediğimiz kayıktan saflığımı ve sabrımı aldım tek kalanları kumsala göm sen de yaz boyunca nasılsa her keder eksilir kendini doldurarak
sardunyalarla konuşarak çoğalttım aramızdaki ayrılığı sayarak çoğalttığım günleri tamamladım kirpiklerimin arasına çektiğim tülde yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor oysa kimse yokmuş dışarda içim dışıma vuruyor
sardunyalara su vermekle unutamadığımız şeymiş aşk: alnından bir günaydın gibi düşürdüğüm sabah, sağ yanımda unuttuğun keder.
(Cinayet Kışı+ İki Mektup’tan)
Aşk
Sevgilim sabahın erkenini seviyor,
|