Cahit Külebi (1917-1997)

 

 

Hikaye

Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz

 

 

 

 

Sivas Yollarında

Sivas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider
Tekerleri meşeden.
Ağız dil vermeyen köylüler
Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?
Ağır ağır kağnılar gider
Sivas yollarında geceleri.

Ne, yıldızlar kaynaşır gökyüzünde,
Ne, sevdayla dolup taşar gönüller,
Bir rüzgar eser ki, bıçak gibi
El ayak şişer.
Sivas yollarında geceleri
Ağır ağır kağnılar gider.

Kamyonlar gelir geçer, kamyonlar gider
Toz duman içinde,
Şavkı vurur yollara,
Arabalar dağılır şöförler söğer,
Sivas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider.

 

 

 


İstanbul

Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.

Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi
Unutmak, unutmak, unutmak.

Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.

 

 

 

 

Bir Mutsuzluk Türküsü

 

Sana ırmaklardan bir rüzgar saç gönderdim,

Bir çift göz gönderdim badem çağlasından,

Bir çift dudak gönderdim, sıcak bir ten

Ayvayla sedef karışmasından.

 

Sana gençliği gönderdim, en etkeni renklerin

Ve çıplaklığı ki, giysilerin en hası.

Küçük yürekler gönderdim sana, gelincikler

Her biri yağmurlarda birer sevgi damlası.

 

Sana mutsuzluğu, acıyı gönderdim, ozansın,

Sevişmek denli bunlar da gerek.

Eksik olursa sızı, sap yiyip saman çıkarır

Ateşle dağlanmamış yürek.

 

Sana gecelerden, kara içkiler gönderdim.

Külebi, yakınma ustası, iyilik bilmez ozan!

Doğanın çirkefi bile aranır, anlayacaksın

Şu dünyadan göçtüğün zaman.

 

(Yangın’dan)

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön