|
Çiğdem Sezer (1960)
Ellerin Değince Denizlerime
kalkıp bir ağacı suluyoruz ellerinle yağmura bakıyoruz hep yağıyor pirinçhan’da bir gramofon -beni kör kuyularda… ellerin öylece duruyor masada kuyum ustası ellerin bir şunu unutmuyorum gülerdin, şenlenirdi bahçelerim
ben alıp ellerini uzaklara gideyim ardım sıra kambur cüce çevirsin çemberini alıp gideyim ellerini… ellerinin tenimdeki gül dövmesini
kaç kış uyudum unuttum karlar nasıl erirdi soğuk göllerde paslı dilim ağulu dilim kekeme çamaşır günleri kapı önleri sevişmeme saatleri evlerin, bir peygamber çiçeği ağızda yarım bir cüzle beni ezberle diyor, beni ezberle bir bunu unutmuyorum, bir de parmak izlerini, ateşler içinde
kaç vurgun kaç hastalık ölmedimse, telkari gümüş ellerin, işlediği için bir gül bir daha köklerime
bir şunu unutmuyorum aşk en güzel yenildi ellerin değince denizlerime
(Agora, 39)
Kapat Kapıyı Bezirgânbaşı
yakama çürümüş çiçeği taktım da geldim.sesim yokuşlarıydı içimin, indim çıktım debelendim. sen söktükçe ben ördüm düz ters lastik haroşa çıplak gövdemi şiirle dövdüm
‘sahtiyan‘ mı diyorlar bezirgânbaşı kapat kapıyı, yenildim
baktım da kâğıt tanrılarına dünyanın kendime kayalardan bir parça edindim
sesim dünyanın duvarlarına çarpıp bana dönüyor anne beni düşünme içime ektiğin ağaç tersine büyüyor
ben de büyüyeceğim. kızarmış elmalarımı kimseye vermeyeceğim anne beni düşünme emanetin olan uçurumu kimselere düşürmeyeceğim
çeyiz sandığıma bıraktığın mühür kalbindir. söz mührü kalbimde gezdireceğim
karanlık bastığında sarı bir ışık gibi parlayan şeyi hiç yitirmeyeceğim say ki deniz feneri, say ki orda bir yalnız bir yalnıza çiçek açmadılar say ki orda bir dalga bir dalgaya kulaç atmadadır
yakama çürümüş çiçeği taktım da geldim. -sakın anneme söylemeğin- kapat kapıyı bezirgânbaşı yenildim
(Akatalpa , Ağustos 2002)
Dur, Gitme
geldiğim yol ateş
ve taştan al bu kızıllığı bir
kuş uçuşu ben bunları kendime dur, gitme! bir tek
kurşun buzlar çözülüyor ve
suyun kiri şimdi gece açık bir
yara, ya da (Varlık, Mart 2002)
|