Enver Topaloğlu(1963)
Kül ve Sükun
“Baba baba beni niye terkettin”
ve
bir daha hiç sahip
ve
bir daha
sonun
sonu yok öyleyse
sondan bir öncesi de yani
ben o
zaman tabutunun altında kaldım babamın
o
zaman annem yoktu olsa
ama
yoktu
sevine sevine meryemin
ilk
ve son çocuğu olacaktım
yemenisinin ıslak ucuna sardığı
ve
terk ettiği acı
sonun
sonu yok öyleyse sondan bir önceki de
yani
ben bir daha hiç sahip
sevgilim diyordum o zaman
sevgilim diyordum uzakkörü olan denize
sevgilim yoktu
sevgilim sözü tenha bir yer oluyordu sesimde
ben o
zaman
tabutunun altında kaldım babamın
bir
daha hiç
yani
bir daha hiç
babamın tabutu
annem
ve kucağındaki son çocuk
sevgilim ve meryem
uzakkörü olan deniz
sondan bir öncesi de yok sahip
bir
öncesi de
(Gösteri, 170)
Boy Aynası
yok ama yalnızlıktan
değil
mesafelerden
mesafelerden kamaşıyor içim
içimde gizli
dilin cehenneminde kaç zebaniyle çarpıştığım
kaç kazan devirdiğim
yokuşun önünde daha
yolun başında kaç yasak
kaç buyrukla hesaplaştığım
meçhul kalsın varsın
imbiğinde damıtmak
ve hayata akıtmak
suyumu kalbine sızdırmak için
kelimelerin ormanında
kaç ejderha
kaç masal deviyle boğuştuğum
meçhul kalsın
yanıtların
gurbetindeyim
soruların kerevetinde
hatıranın kırılgan gülüşleri
toz bulutları
düş artıkları arasından geçip
aşk için başlıyorum her şiire
kederin baskısıyla
boyun eğilen iğreti törenlerde
anlatamamak bunaltıyor fazlasıyla
anımsamak bir de
anımsamak hiçken tuttuğum yası
adımın enver olması
ışıltılı ünlemler koyuyor avucuma
tenha bir kıyı şehrinde
gece yarısı limana giren şilepler
telaşla aralanan perdeler
balkonlardan sarkan heyecanlı meraklılar gibi
adımın enver olması
siyah dünüm kızıl yarınım
ömrümü hayat yapan aşk için
sevgilim
satranç tahtasında
ne kadar zor olursa olsun oyun
sen umusuzluğu mat hamlemsin
mutsuzluğa eyvallah
Melankoli
1/
kaybolurum
fakat
susmak benim yenilgim olsun
benim çıkmazım olsun
itiraf gibi başlayıp düelloya çağrılan aşk
anımsamasam geçmişi yorumlayıp
doğrularımdan kuşkulanmasam
hiç sorun değil
ancak
gün biter anısı
aşk biter ağrısı kalır
bitmeyen bir rüya var mı ki
yansımı aramasam yankımı duyamasam
kaybolurum fakat
susmak benim yenilgim olsun
2/
yastığımdaki kuşlara karşı
savunmasız kalıyor yüzüm
gece
son bir öpüş
son bir öpüş olsa
olsa dolar mı yanağımdaki çukur
bitmeyen bir rüya
ateşin öfkesini su
dilin zehrini sözcükler alır
3/
siyah bir kedi misin
penceremin önünde mızıka çalan
kimsen daha uzun kal
benim yalnızlığım
onların kalabalığı vardı
çektim kapıyı
benim kalabalığım
onların yalnızlığı oldu
4/
sonunda
duran
durulan
susan
hepsinin
anladım
ben varım
kalbimi dünyanın kapısına bıraktım
bağırdım
çık dışarı
5/
iki kişi kalıyorum yokluktan
aynaların boşluğunda duruyorum
çay bardaklarının gölgesi yutuyor ellerimi
masalar uzuyor kimsesizliğimden
burçlardan konuşmak
yalnızlığın sürgünü
zamanın sarmalı
duvar saatlerinin sarkacı
hayal perdesi kapanmayan akşamlarla bir olup
saçımı ayaklandıran rüzgar
hatırayı kışkırtan gurup
seni bana soruyor
6/
bilemiyorum
ne diyeyim
(E Dergisi, Ağustos 2001)
Süvarili Yastık
anneme
üstünde barbar ölüleri
gergefin
içinde efsane ve masal
silintisi
sırdan arabalara koşulmuş
buluttan atlar geçiyor
ve ey cesur süvari
ben yenildim galiba ki
alnımdaki çete dağıldı
boynumdaki kahraman yaralı
hevesle ten arasındaki
fırtına dindi
ve hazzın vadisindeki
şenlik ateşleri söndü
ve öldü yüzümdeki kumru
ey cesur süvari
tanrının ve duaların
boğduğu doğa
işte
kendi sözlerim dahi
korkutuyor beni
oysa
suçtan ve düşlerden
yapılmış kalelere doğru yastığımdan
buluttan atlarına binmiş
sırdan süvariler geçiyor
annemi özlüyorum
kediler uyutmuyor beni
|