Ercüment Behzad Lav
(1903-1982)
Rûhül Kudüs
Melih Cevdet'e
I.
Avrupalı İsâ sırasına göre ihtilâlcidir
İçlidir sofudur sırasına göre
Affeder geldi mi işine
Kin güder gelmedi mi de
Zulmü sevmez çekinmez zulümden de
Dostluğu da düşmanlığı da açıktır
Ara sıra haksızlığa başkaldırır
Her şeyi bağlamaz oluruna
Ama iş Afrika'ya geldi mi Hân-ı Yağma
II.
Ne devrimcidir ne de ihtilâlci Amerikalı İsâ
Makine insan tipi iş adamı
Hasmını kündeden atmak günah mı?
Sandık başında oy pusulası,
Birdir Yeni Dünya'nın Siyah'ıyla Beyaz'ı
Bir yanıl da sandığa yaklaş
Biter ensende Beyaz'ın sopası
Yaşasın İnsan Hakları Beyannâmesi
Sonsuz hürriyet içindeler
Karası Kızılderilisi Melezi
III.
Afrikalı İsâ tam İsâdır
Kin gütmez affeder unutur
Sabrı sonsuzdur
Hoş görmeli fenalığı
Böyle buyurmuş Beyaz Tanrı
Sefâlet onun cilvesi
Lûtfu inâyeti hediyesi
Bu çilenin mükâfatını Kara Böcekler
Ahrette görecekler
Ruhlarının akıyla çıkarlarsa bu sınavdan
Cennet bahçelerinden derecekler
Dünyada erişemedikleri nimetleri
Kara Böcekler
Hak taalâ Hazretleri
Karaları sınamak için yarattı
Beyaz Efendileri
Zenci Şiirleri
Mau'vam, kara fil dişim
Ayın sedef kakmaları somaki teninde
Nar dili nar lezzetinde
Bir haz buğusu tüter nefti gerinmende
Ve bütün Afrika'nın şehveti.
.............
Sen fidan çiçeği durmuş
Bir gün meyvaların pıtrak
Ben tazeye çalarım
Kuru kavak.
Sen can sevdalara açık
Ben garip aklı sana dolaşık
Sen sır küpü minnacık
Gecesi başka gündüzü başka
Kime kapalı kime açık.
Akvaryum
Çıkmazı
Mercan kanat
sürtün uç
Erguvan kuşlarımla
Aykadavra’ya
Cam tutukevi
Yosun engin
Şakayık
Püskürteçleri
Hava kabarcık
İnci boncuktan
Kuyruk çatal
Sedef puldan
Erguvan
Sarıl özgüre tezcan
Arenada çarpışa
Balık mercan
Tünü gün yaşa
Öl seviş
Yut canavar
Yut yutul
Dişediş
Bulut balık
Tül mozayık
Firuzeden buhurdan
Öç tutku
Suskun evren
Fokurduman
Çalım kuyruk
Yelpâze
Deryâ gibi
Çemenzâr
Gün şakâyık kanat bulut
Firuzeden buhurdandır
Erguvan serpili
Gök çatı alevyuvar
Kan tutar
Kuyruk çatal
Soluk al
Yaşamı camdan
Kurtul balık
Serencâmdan
Cam tuzak yok
Yoktu var
Tutsaklarım
Hayal kement
Cadı kazan
Târumâr
(Varlık, 893)
Eros
Gel Minerva'm hurdacı aklım
Hasta elemanları ayıklayalım:
Şu ummanların yuttuğu
Hava kabarcığı varlık
Şu her şeyin
İçinde uyuduğu ve yeniden uyandığı kör hayvan
Döl yatağında güneş-toprağın kurtçuklar sermaye
Çekici itici eğilim dölleme
Karşıtların çarpışıp birleşmesi
İçimizdeki şeytanı güldüren tuhaflıklarımız
Karın kavgası dev karıncaların
Toplama kamplarında ağ kuran yıllar nebilik çilesi
Bizim olmayan kafamız
Bir delinin satranç masasında şah ve kişi
Dehâsı ya da bunaklığıyla cehennem burgacı ruh
Görünmiyeni görmenin verdiği azap
Bizde bulunan bulunmayan
Sana göre iyi bana göre kötü
Nerde acılar çeken sonsuzluk
Kansız cümbüşü Marslar'ın
Nerde kaybolmak güzelde
Boşalıp dolmak
Nerde şehvet tüten bengisu
Ve tel örgülü çekilge
Eros
Ejder olup dolansa yer-yuvar'a
Çelik Tanrılar çatırdasa karnında
Altın damarlı kalbi çatlasa parazitlerin
Eros
Bu insan artığı çapaçul Damon
Ümidin çiçeklerini döktüğü yerde görünmez
Ne artar ne eksilir ne başlar ne biter
Özü bizden çıkar ve gider bize
Sizce çirkin bizce güzel
Gizi içimizde gizli kuvvetinin
Tasarımlarımızın tam tersi "Güzellik"
Kardeş milyarlarda uyum, denserlik
Ama elleri yıkadıktan sonra kaynakta
Eros ilk ve son basamak
Gel sırtlan arzu insanlaş barışsın kurtla kuzu
Buğdayı yakmadan paylaş
"Canavar için uyku düşman için ateş kes"
Sınırsız dünya cenneti
|