|
Fergun Özelli(1955)
Çimçiçek
çatılara çıkarım çapkın çiçek tozlarıyla
şaraptan sarhoş olmuş kadehlerle buluşurum
başıboş isyanlara sarılırım viran yüzlü varoşlarda
gülücük büyütürüm çekingen kirpik tarlasında
ansızın yollara düşerim ince fesleğen kokusuyla
bir dil izi bir aşk izi bırakırım yavru kedi tadında
merhaba derim tohum gözlü bulutlara, merhaba
(Kum, Ocak 2002 )
Kırık Göktaşı
asla kazanmamış ki kule asla kazanmamış ki mağara aslım, daralıyor, aslıyla başkalığa
döşeklerde kan yok-şükürler olsun- kopya çocuklar koşuyor bahçelerde geleneksel gerdeği bozmuş kızla dul dil izleri büyüyor tüysüz gövdelerde
can damarı yırtılmış totemlerin dikelmiyor kıkırdak ağaçları sürtünüp emdikçe birbirini ‘v’ler kısık omuzlar giyiniyor yeryüzü
dondurulmuş bilinçler uzaklarda su arıyor boşluklara giden gemiler denizleri kuruyan ahtapot kanat takmış koyunlar, kurt avlıyor bozkırlarda
ne acayip orman bu, ağaçsız çakmak diliyle yanan gece taşı aç piramitten yükselen tuz kokusu, hortuma sarılan buğday kayıp!
zamanıdır kapı ardı ırz nöbetinin yeni ilâhlar inmiş yakıcı bulutlara metalini kavrayan et sevinçli kasgiysiyle çoğalıyor cinnetdeniz
yelkenler zifiri şarkılarla şişmiş tırnaklarını okşuyor insan müsveddesi hâlâ sağır, hâlâ unutkan öldürecek toprak arıyor kırık göktaşında
(Akatalpa , Kasım 2002)
Bu Bir Teyp Kaydıdır
-derlerdi de inanmazdım, gerçek bir vahaymış dudakların
-sus! Sesini yorma: suyu derinden iç, gölgemin tadına doyamayacaksın … -iyi ki kalktı sutyen sisi, tomurcuk güllerle yanımdasın
-em onları, saçlarınla ört, boşluğumla tanışacaksın … -hırçınım, kekeme ırmağım söküyor sözlerimi diri sırtın
-uzat ellerini, uzat çabuk! selim boşuna akmasın … -tanrım! Pembecik göktaşısın gözlerimi okşuyor ince toprağın
-kaz dilinle;utanma;dinsin sızın ateşi duy; nemi duy; yumuşaklığı sarın … -ah! keşke ressam olsaydım sığmazdı kâğıtlara bacakların
-sokul mağarama, sokul! omuzların yalnız kalmasın
(Dize,87)
|