|
Gazanfer Eryüksel(1952)
Sükûtun Feryadı
o kapı, o pencere, o duvar babamın hediyesi saat o gümüş yüzük bir de adımın soyadımın baş harfleri kazılı yitirmenin çocuksu hüznü o ev, o bahçe, o sokak o kuyu, o tulumba, o taşlık amcamın ud taksimi ile inen akşamlar. Hasret buruk tadı zamanın.
o nehir, o deniz, o gemi, o çöl, o serap, o kız, o Rum meyhanesinde Tarlabaşı’nda bivefa sevinci buzlu rakının düşlerin terleten kadehlerinde o yaz / deniz mavisi, o güz / yağmur kokusu, o kış / poyraz bıçağı, o bahar / cemreler bulut nakışlı kısasa kısas taksimatı iklimin mişli geçmiş zamanın, dili geçmişe kıyamı. Vakit hurufat beyanı bir Şiir. Bu selâ, kimin vedası!
(Gösteri, 168)
Yazılı Suların Yazgısı
fettan bir deniz giyindiğimiz. göğün upuzun bacaklarını görememek o en eskil bilmecemiz. Kasıklarında kanayan bir Güneş, o en çoğul söylencemiz.
su ile başladı her şey rahim, rahman soyağacı zamanın.
gülistanı bir mevsim gibi giyinen deniz. sözün koşan atlarını çiz-mek o en eskil çilemiz. Ufkumuzda, bulut bulut cemrelerle dağılan sis, o en mahmur humarımız.
Söz’le çoğaldı her şey Evvel âhir göçünde aşkların.
(Hep Çocuk Kalan’dan)
|