|
Hasan Öztoprak (1957)
Kırklar Kitabı’ndan
Hergün biraz daha anlaşılmaz olur Dünya bu yaşlar kırmızı yaşlar değil kırmızı yaşlar anlayış yaşlarıdır bu yaşlar kendini salma yaşı değil ellerin yanma yaşı bu yaşlar
kalbin soğuma yaşı gözlerin acıma yaşı başını alma yaşı bu yaşlar alıp da gitme yaşı
“Neden gidersin alıp başını?” anlayamam sizi, bundan “Neden hep anlamak istersin?” anlamadan tanıyamam
ne kaldı geriye benden bir “ah”kaldı perişan bir iz gölgesiz bir yaz
yazlar kaldı uçan kapılar kaldı, kapalı kapılar yollar kaldı, biraz kırık yollar biraz dargın
durgun sular kaldı dalgalı sular kardeş sular yaşlı sular
benden geriye ne kaldıysa kaldı önemsiz şeyler bunlar: demek, kırık bir masa, kapalı kapılar, isli bir çaydanlık pervazda bir el, kaçak bir yolcu, saksıda kırmızı bir çiçek ama ne çiçek…
gidiyorum ve giderken dökülüyor anlamlar…
(Varlık, 1100)
Hepimiz İçin Bir Cehennem
vakit yok her şeye yeniden başlayabilmek için
heyecanı kalmadı nefes alıp vermenin bile
insan ruhunun İsa’dan bu yana çarmıhtan kurtulamadığını, bugün artık o çarmıhın hepimizin vicdanı olduğunu biliyorum
vicdansa çaresiz bırakıldığımız bir akşamdır sabahı olmayan bir akşam
birbirimizden başka, hatta kimsenin kendinden başka çaresi kalmamışken sıradan bir akşama mahkûm olduk
yürüyerek çıkıp gidebileceğimiz bir odada görünmez kapılar tutuyor bizi
dokunmanın şefkati şehvete (şiddete) dönüştüğünde her şey bitmişti
şimdi bu şehvet hepimizin cehennemidir
iki bin yıldır bu cehennemde yaşıyoruz
başka bir cehennemin korkusuyla her yeni günü ilk gün, her yeni sevdayı ilk sevdamız sanarak
şükrederek yanıyoruz kızgın ateşlerde ihtiraslarımız ve korkularımızla acı duymayı bekleyerek
ne mümkün İsa’dan sonra acı duymak
(Kırklar Kitabı’ndan)
|