|
Hayriye Ersöz (1972)
Bozgun
I. Ben geldiğimde bozgun Bütün mevsimlere uğramıştı. Siyah külleri ve yaşlı çocukları vardı şehirlerin. “Geç kalan şair için çadırımız yok.” dedi, onlardan biri “Acı, gölgesini bıraktı yüzümüze. Ve gitti. Dönecek ama Yeni sözler öğretecek dilimize.”
Orada kimsenin giymediği bir elbiseydi umut, Ölüm yaşamdan çoktu.
II. Aralarında Onlar kadar kimsesizdim. “Sıcak, günlerimizi eritecek pek yakında” dedi, onlardan biri “Toprağımızı almak için güç geri dönecek Ve bedelini isteyecek, Gökyüzünü görerek uyuduğumuz günlerin.”
III. “Bizi unuttular.” dedi, onlardan biri “Bizi bir yaprağın üzerine düşürdüler. Ve ateşe verdiler ağacımızı Anımsamak fazlalığından kurtulmak için, Kalbimizin yerini.”
IV. “Demek saatiniz var.. Yarın için ne kadar yaşamak gerek?”dedi, onlardan biri
“Zaman, saçları örgülü bilge bir kadındır burada. Döl vermekten yorgun bacaklarıyla Nehirler boyu yürür geceleri. Yüzümüzde etekleri kıvrım kıvrım elbisesinin Her gün derinleşir sureti.”
“Sizin takviminiz de vardır.”
V. İnandım. Her şeyi gören kimse yok.
Acı tene özgürce çiziyor resmini. Ve bir orman evinden izliyor aşkla, Acının hüzne dönüşünü.
VI. “Tanrı sessizliği seçti.” dedi, onlardan biri “İnsanla birlikte Sustu.”
VII. Beni bir ırmağın kenarında bıraktılar. “Her acının bir ömrü var.”dedi, yaşlı bir çocuk.
“Şehirlere uğrayan mevsimlerle dolaş. Burada taşlar bile tanıktır yalnızlığımıza. Kuşlar, dönecek bir gün Ve bir kayanın üzerinden izleyecek, Birbirine yaslanmış çocuklarımızı.
Şimdi günlerimiz, gecenin içinde “çıt” sesi..”
(Yaratım, 7)
|