|
Hüseyin Köse (1969)
Mahvedici Melek xxxx
Çünkü boşluk aklın zirvesidir aşığa Asla dinmeyecekmiş gibi görünen fırtınasında aşılmaz bir eşiğin.
"Eğer yosun grisi yağmurlarda, gözlerinde Ürkek bir gazal uykusu taşırsan, Dalında sararmış bir elmayı en kızıl yerinden ısırırsan, Açmayan gülşeni düşün, Olmayan sabahı ve yurtsayan halayıkları. Ve eğer kanında gezdirdiğin şey yalnızlıksa rengi ol gecenin; Bir gece bitkisinin kalbi ol, nagehanı ol. Bir orkide yazının parşömen parşömen yapraklarını aç Çünkü ben sana sana sana varıncaya dek Aklımın bütün çiy damlalarından geçirerek Zelal diye bir isim yazdım başımı dayadığım cama Ve seni gördüm orada ansızın: Üstünde yepyeni, damalı bir gömlek Ve edindiğin umarsız bir kimlikle.
Eğer yanlışlıkla, bazen bütün doğrulardan daha mühim olabilen bir yanlışlıkla Susarak sessizliğin dilini közleyen bir ışık yakarsan; Ve ansızın hiç hesapta yokken kapıyı vurup Kapıyı vurup çıkarsan; Çarpışırız belki de karnında bir geyiğin iki küçük kalp atışı gibi. O zaman işte, işte o zaman Hiç batmayan ayı düşün. Mezmurcu Davud'u düşün ya da ne çok günahlarla doğmuş olduğumuzu. Yeniden sondan başa doğru çekiliş anını düşün Böylece başlangıç diye bir şey olmayacakmış hissini hep Hep "son"larda duraksamış birisi için Bilmek aslında bir unutkanlıkmış hissini..."
(Ünlem,3)
|