|
İbrahim Tenekeci (1970)
Özet Görüntüler
herkesin uzağında, o ışıksız evlerde kapı altından giren soğuk gibisin, birden bire basar gibi boşluğa kar üstünde yürümek zordur, bilirsin
çünkü onun altında sevgili yatar gecikmiş özürler, silinmiş patikalar.
dibe vuran şeylerin anlaşılmaz görkemi annesiz girilmeyen yerlerin cazibesi, herkesin korunduğu bu limonlukta ey ölüm, ey yoksulların neşesi
ahşap bir dünyanın herhangi bir köşesinde kim direnebilir bir bandonun ritmine.
bir incirkuşunun olanca titizliği merhamete dönüşüyor her şeyi bağışlayan kadınları düşünün geçimsiz kocaları ne kalır geriye bir okul çıkışından
merakımı bağışlayan tertemiz bir türkü mü yaz gibi şımartan, her öptüğünü.
eski fotoğrafların arka bahçelerinde bir kamyon yanaşıyor bir çığlığın içine umrumda değil artık tahlil sonuçları tarlalar, bozkırlar, briket harmanları...
Olmayan
ipeğin dili olsa anlatsa beni. desem değilim, ağır misafir serinlik taşıyorum yol ustasına şükürler olsun diyorum, dinlenmiş olarak uyanmadım hiçbir sabah, bu bana bir sır verdi, orta yerde saklanan bir sır, kendine sahip çıkan.
nereye bakıyorsun, orası yok ki. elma bahçeleri, eski insanlar duruyor dünde, bir şey diyecek gibi çiçeği burnunda bir demet nergis gibi duruyor, şaşırmış sanki.
herkes yattıktan sonra, ben ona sesli düşünür orman, kuş sesleri vs yoktur orada türkçesi bozuk olan, diye anlatıyorum, artık olmayan gücenmiş güzelliği, o kutlu ikindiyi hak geçmesin diye durduğum zaman.
(Giderken Söylenmiştir’den)
Üzülmedim Diyemem
I ey aşk, yaptığını beğendin mi: yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen- yoksulluk ile vakit geçer mi…
uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu toprağa baktım, yerinde yoktu; şiirden aşağıya attım kendimi düşerken düşündüm, ölmesem mi.
anlatıyorum, hiç konuşmadan, buğdayın içini dökmesi gibi…
II bugün dalgınım, dün de dalgındım aç bile değildim aynaya bakmasaydım dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük gibi burdayım…
burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir. unufak olmak iyidir olmamaktan hiç böyle demedim, yarabbim bilir bu bozuk güzellik, kalbimi yoran…
bir sandalye çektim zor günlerin altına ah ama,
kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa bana düşüyor, her yağmur tanesini suya götürmek, o serin ırmaklara
öyle ya
bir almanı herkes tanır, miğferi varsa moskofu da tanırlar, yatıp uyumamışsa bunları şunun için anıyorum burada kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa
bağırıp duruyorum denizin ortasında, su buradan ne kadar uzakta…
(Kırklar, 9)
|