|
Orhan Alkaya (1958)
Yenilmişler İçin İkinci Parça
peki
beni kim intihar etti
Anlamlar I
yalnız
bir hata mı, sarsak adımlarıyla hayatı yürür
Bir De Beni Ekleyin
hatalarımızı çıkarsak geriye ne kalır hayatımızdan dokunulmuş yerlerimizde soğuyan sevinçli yaşamlar mı hiç solmayan çiçeği görmüş müdür hai-kai ustaları ve dikenlerini içine büyüten bir gül kimin kanayanıdır bir de bunu ekleyin
neden yorgun akşamları giyindik her sabah üstümüze aktar ölçeğinde mi incelir hüzün, sarraf nezdinde mi oluksuz bıçaklarla sevişen kaçıncıda ölür ve kısa pantolonlu bir çocukluğun dizleri neden hep kanar bir de bunu ekleyin
çok çocuklu analar koynunda nasıl bakir kalınır neden yağmurlar genişletir alnımızı, güneş kaçırır redd-i ilhak’ın dilde yoksullaşması mıdır yalnızlık ve biz Heybeli’de her gece haklıydık bir de bunu ekleyin
(Parçalanmış Divan’dan)
Gündüz Körlüğü
yatışmak için sığındım bütün dikenler gül karanlık dişleri gıcırtılı arka sokaklar iki sene mektep tatili oluyor dövüşmek için yöneldiğim o meçhul silüetlerde görüyorum umulmaz aşkın Daphne’sini yirmi dokuz yaşındayım gene, şairim, sakallarım bitkin eksik yaşanmış kağıtları yırtmak için açtığım çekmecede ah geri gelse yıllarımı buluyorum, henüz yaşanmamış cebime sığmayan bir şişeden fışkırıyor Köhne akşamlar Selahaddin Bey’in udu, diyorum Todori’de bir şişe rakı açılıyor Travis McGee ve ben, bir intihardan yeni kalkmış gibi Sırılsıklam aşık oluyoruz bütün kızlara Modigliani’lere, annelere üniversiteden içeri dalıyorum, yakamda paraşütlerle şenlik için birkaç molotof kokteyli kürsüye kalın sesli bir bildiri kızların rüyasına örgüte giriş formu bırakıyorum sonra çekip gidiyorum ne kadar çok gidiyorum hiçbir yerlere geceler boyu huysuz bir pardösü ve ufalanmış düşlerle kendi içimde dolanıp duruyorum bir şiir nasıl yazılır?ı öğrenerek şair uzun uzun unuttuklarımı söylememeyi öğreniyorum
işte böyle, usul bir kımıltıyla sabah oluyor
(Parçalanmış Divan’dan)
Yol Sözleri
ağır yaralı geceler boyu kenti sürükleyen ıssız yakınlıklar, gözlerimde boğazlanmış isyan gözlerimde kırılgan duruşlar saklayan hayat erken sözler hükmüdür- kuytuya sızan
kar suyuna saldığım düşler: köpüren bir nadastan elimde son kalanlar, ağır kitaplara çivilenmiş avuçlarım kadar benimdir bitti işte! hiçin her şey olduğu bu yerde terk edilmiş bir cumhuriyetin gıcırtılarıyla örtülür gece oysa ben remil açmıştım hazin hüznüme en ince parmaklarında şeytan tırnağı büyüten bu ülke! varidatına ağlayan tahta suratlar buruk şarap tadında yalnızlığımız bu gece buruk bir yalnızlıktan başka ne sodome saatlerini yaşarken sokaklar ve zırhlarla kuşatılmış bir gök altında bütün cesetler açık toplantıdayken gene elbet günlüklerde kalacak benim adım çünkü ben, sessiz sözlerle arkadaşım
işte: olmasa da olur bir remil açtığım, yolumdayım
(Erken Sözler’den)
|
Bir Önceki Sayfaya Geri Dön Ana Sayfaya Geri Dön