|
Orhan Kahyaoğlu(1960)
Ayna Kıskacı
“Ayrılıklar, tanışmamış gibi olmanın gene de bir suretidir. Ey suret! Neden iki kişisin?” Edip Cansever
I- beni başbaşa bırak yüzünle o uzak mavi çerçeve çatlarken cam kırığı, seslerin kazıları döküyor önüne azınlık yazıları, kurak. kılı kırgın bir dokunma kılık değiştirip aynamla geziniyor; kuşbakışı, körebe
acıklı bir bakire kokusunda çünkü çağ dokusu gevşek, ipuçları sökük perde
II- yeşil su sarı su mavi su dökülen, bu yalnızlık korkusu; yanlış zile mi basmışım yoksa doğmadan önce
inleme dudakların ağırmasın gölboyunda, iki çiçek önce tüm sızılar kaskatı kesiliyor sevgi de ağzımı çalkalıyorum, tomarla gözyaşı kamaştırıyor yağmuru.
III-bin yavaşça kafandaki faytona ağır adımlarla bas üstüne kırçıl yazının örümcek tozları da emerse sargı! aklınla bin yaşa.
sen niye güzünle gelmedin? çoğalttı korkusunu tarihte her karyola yat yüzüstü, hafifçe dışına çık çığırtkan acılar sonesinin.
dokuya her sızışta çatlayan ayna yorulmuş bir sergi, sindiren denizimi ‘yok sevgi’…, bir kırıntı daha ‘var!... öpüşüyor aynanla.
(Sombahar,4)
Aşk Kitabesi
beni unutma aşk yalnızlığın ikizkardeşidir. kule yıkıldı mı anılar kalır bu avluda, gözyaşı hariç o çamurdan çarmıhın yerini değiştirme zamanıdır. içimdeki tutkal tenime yapışan bir harita yalnızlık sana güneyi gösteren bir pusuladır.
beni unutma akibeti belirsiz bir aşk bu. utkusu viran aşk bu insankenti önünde buruşup durur. kurak çağ, sabit doğa, tanrısal duruş oluşturan deltasını, susku ölüme dönüşür. sonuna kadar kesilir ses, kıyı çocuklan kitabenin peşinde.
beni unutma uğultu aşkın sıradışı ülkesidir. labirentin bir ucu doğum ânı, çiftleşip durur sonsuzluk çığlığıyla, sabır kıyıları yok olur. kuytuya çekilir aşkın sıradışı, buğulu ten aranan kitabe bulunur, ölümdilini sökemez tutku.
beni unutma aşkın soykütüğü bu kitabede yazılıdır. avucumun içinden kayıp giden aşk pervasızca bellek sığmağı olur. kitabe parıldar odamın içinde. bıraktığı miras kıtlıktır, kıtlık bir soyaçekim. siyaha boyanır haz, uyum bir uçurumdur.
beni unutma bu ülkede aşk çoğalmanın soykırımıdır. ayna kendi bedenine bakıp yavaşça kırılır. kanırtır arzunun çıkmazını, anılar tuzla buz. bu kitabe sessiz yaşamanın hudut kapısı. tam bu yalnızlık kapısında aşkla buluşur.
beni unutma aşkın soykütüğünde sonsuzluk yazılıdır ikizkardeş benzemez birbirine, yazgı tuhaf bir kelebek uçuşan kül, ölümün ezgisiyle ben'e takılır. aşk kitabesi tek uğrak yeri, abartısız bir tapınak. beni unutma aşk mel'un bir sabırsızlıktır.
(Sombahar, 24)
|
Bir Önceki Sayfaya Geri Dön Ana Sayfaya Geri Dön