|
Osman Serhat Erkekli (1955)
Sana Aşka Ve Ölüme Dair
Biliyorum bir ateş yakabilsem geleceksin Geleceksin ve su yürüyecek ağaca Ve sen gelince bütün yaralarım iyileşecek
Çünkü aşk bir yaradır ruhumuzda
Seni yitirmek bir ağacı yitirmek olacak Ama önce ben gidersem Topraksız bir ağaç kalacaksın sen dünyasız bir ay Seni severdi diyecekler toprak ağacı severse nasıl Bir de ölümü sevdi Ve ben ölünce bütün yaralarım iyileşecek Çünkü dünya bir yaradır gövdemizde
Artık dipdiri yapraklar değiliz seninle Artık karıştırıyorum bir dünyanın ömrüyle bir lalenin ömrünü Bir dünyayım kuşkusuz ama kirli bir dünya Yalnızca güneşler kirlenmiyor biliyorum Ve biliyorum ölünce güneşsiz bir göğe döneceğim ben de
Ve güleceğim ölürken ve gülümser göreceksin gülümü Gökyüzü de ruhumuz da kopartılmış birer gül değimliydi Tanrının elinden Ve sen bir gece yarısı uykusuz Camlara çarpan bir rüya gibi duyacaksın ölümümü
Yazıt
Ölüm, beslediğimiz bir yüce kuştur, katlanır; An gelir, utanır da içimizden, kanatlanır.
(Bahçe, 20)
Satrancı Bırakan Kadın
Satranç oynuyor kadın Kocaman duygularıyla; Ellerini hatırlıyor ayakları. Yaşıyor kızgın şehveti uysal düşünce; Düşlüyor serçe parmağını, kalın parmakları
Sanki bir akrep sevişiyor, kıskacıyla Etkisiz kılıp erkeğini Oynamıyor da Dövüyor bir kum terazide Zehriyle tartarak rakibini
Tanrım, kendi balından sun Bu yorgun akrebe Ki düşüp kalıyor işte erkek; Bu tırmanılması güç tepede, erkeğin Havada asılı bir şimşek gibi eriyor gücü
Ne zaaf ne açık bir kale Bırakıyor onda Bu hamle Bu zafer, bu Kadınsı kaykılış, sandalyede
Yüzü bakılmayacak kadar güzel Ve bir o kadar yalnız! Düşünüyor: Dünyada görülmeye değer Bir şey mi Kaldı geride
(Eski’z, 2 )
|
Bir Önceki Sayfaya Geri Dön Ana Sayfaya Geri Dön