|
Özkan Mert (1944)
Seviye Uzanan Dudakların
Özel için
Seni sevmek bir savaştı uzaktan Sular gibi dudaklarımız vardı. Kıyı boyunca azalan, Tekne midir o batan?
Gülüşlerindir o uzak saçlarını götüren ülkesine Her yalnızlık gibi bir aşk.
Ben hey!Biraz sakalsız asker! Dünyan mıdır seviye uzattığın öyle? Şimdi birazdan tırnakların uzayacak, Güleceksin.
Nedir sevdiğin öyle sular gibi mutlu? Silahlar kadar mı acı öpüşlerin?
İlk korkusu gülüşlerimizin Büyütür gözlerimizi. Bir yorgun çaydır,içilir belki akşamları.
En olumsuz ülkelerinde aşkımızın sevmek seni sonsuza kadar...
Büyük ve acı (Toplu Şiirler'den)
Dünyayla Çektirilmiş Hiç Resmim Yok Benim
Defterime bir ağustos çiziyorum
İstanbul'dan tramvaya binsem
Bir uçurtma anılarımız
Alnımda yaktığım arazi
Ve böylece sokuluyor tabutum
Bir elma büyüklüğündeki sakallarım
Mavi Zenciler
Seni öpüyorum sevgili dünyamız
(Stockholm’de Mavi Saatler’den)
Bir Dünyalının Notları
2. Hepimiz tutukluyuz bir şeylere Hepimizin içinde incecik sokaklar geziniyor ve çocukluğumuzun yağmurlu balkonları Akıp giden gençliğimiz şampanya renginde kalbimizden damlayan kan değil gül yaprakları Bana hep sıfır veren yeşil gözlü cebir öğretmenim İlkokuldaki sevgilim ve aslan arkadaşım Ahmet Bu şiirin bahçesine girdiniz Hoşgeldiniz!
3. Ben’se ner’deyim hep bilinir Paris’te güneşin ilk müşterisiyim belki de Lizbon’lu bir sabahla birlikteyim Saksafon sesleriyle kan içinde vücudum Altımda simsiyah bir tay başımda ş a f a k’tan bir şapka likör tadında bir hüzünle yarışıyorum Biliyorum nereye gitsem a r a n ı y o r u m ele geçirecekler elbet bir gün beni: -Hey dünyalı! İzini bulduk kalbinin
(Bilkent 4 Mevsim 2)
Güz Erotizmi
Bir gül'ün
içinden fışkıran
Bir Aşk Şiiri 'Sana'
Ne zaman gözlerine baksam
bir okyanusla yıkanıyor kalbim.
Nereye gitsem hep sende kalıyorum
yıldızların gökyüzünde kaldığı gibi.
Bir yağmur damlasına çizdim
o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü...
Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları
Hiç bitmeyecek birlikte baktığımız yer
Saçlarımda uyuyan Ay ışığı olacaksın hep
omuzbaşlarımda akan sıcak bir ırmak.
Ve hiç silinmeyecek
Şafak renkli dudaklarından dökülen
dünyanın en güzel aşk ilanı:
Ellerimi yıkamıyorum
ellerinin kokusu çıkmasın diye
(Varlık,1102)
Mozart ve Akdeniz
1. Mozart ve bir Akdeniz imgesi cebimde Geçip/ gidiyorum mor bir sürgünden Kiracıyım dağlara ve yağmurlara
Acılar, ölümler ve okyanuslarla ölçüyorum hayatımı Beni açıklayan sevişken günler yok oldu Şanlı bir erotizmle yıkıyorum yaralarımı Atlantik’te
Rüzgâra uzattığın memelerini öpüyorum Dünyanın en güzel ağzı olan ağzını öpüyorum Çünkü gül kokularına ve aşka tutsaklıyım
2. Bir kontrabasın içinde oturuyorum sanki Gelincik tarlalarıyla yırtılıyor cesedim Tüm fotoğraflarımdan yağmur ve hüzün yağıyor
Sarı tramvaylarla taşınan bir hüzün benimki Amasya elması tadında fitili. Bu yüzden olsa gerek: Hep üzgün melodidir benim yüzüm
4. Yıldızların nefes alışını duyuyormusun? Senin de bir yıldızın var, küçük bir Gökyüzün… İki sokak arasına sıkışıp kalmış
Kırmızı şarap renginde bir dolunay Beyaz gömleğinin yakaları arasında sallanıp /durmakta Tut, onu! Ellerin güvercinlensin
Mozart ve bir Akdeniz imgesi cebimde Nereye gitsem sürgünüm Yağmur ve hüzün yağıyor tüm fotoğraflarımdan
Sürgünlerin ise tanrıları yoktur.
(Gösteri 134, Ocak 1992)
|
Bir Önceki Sayfaya Geri Dön Ana Sayfaya Geri Dön