|
Seyhan Erözçelik (1962)
O Pornografos
Gülü tuza yatırınca kadın olur bulutlar parçalanır bıçağın suya değdiği mahrem Köşelerde. Kaktüs! Çöllerin mıknatısı! Besle beni yırtarak sütünle… Sindiremediğimde vahşi güllerin üstüne geleyim kapkara tüllerimle, yırtık gölgelerimle. Ey pembe sanayii! Ey pembe işçiler! Gölgeler kırallığının yurttaşları! Uzuvlaşınız soluk gururunuzla susturunuz valsleri, valsleri susturunuz…
(Yeis İle Tabanca’dan)
Enjektör
Ağaca vurdu balıklar, silindi pulları, su çizildi kökten uca. Yapraklar mı çıldırdı, bulutları kim kesti geçmişin hançeriyle?
Bulutlardan pas fışkırıyordu, pas fışkırıyordu bulutlardan incecik damarlarıma.
Ayrıntıya hapsettiğim dünya, mon coeur! Ampule taktığım düşlerim…
Bulutları kör bir çocuk çakısıyla ben kestim. Kesildi. Kimse inanmadı.
(Yeis İle Tabanca’dan)
24 Kahve Falı
Üç
Maske takıp, karışıyorsun kalabalığa. Hayvanlarla insanların bir arada oldukları bir kalabalık. Kanatlı bir cüce, yahut cüce bir melek, seyrediyor her şeyi.
Ellerinde balıklar ve kuşlar var. Atıyor kalabalığın üzerine. Kuşlar uçuyor, balıklar insanların gözlerine dalıyor ve yüzmeye başlıyor. Solungaçlar, insanların irislerini yırtıyor. Uçan kuşlar, ateş topları kusuyor.
Kuşlar kötü. Balıklar iyi. Kanatlı cüce, yahut cüce melek, o da kötü.
Sakın kendini, maskeyi takma, kalabalığa karışma! (O, italik, kalabalığa karışma…)
Kalabalıktaki insanlar, ruhlarını karıştırıp kukla Oynatıyorlar gökte.
Aydınlık bir mesafeden, rüzgar gibi biri geliyor. (Rüzgar gibi gelmiyor. Yani zarf değil. Kendisi rüzgar gibi. Duruşu, bakışı, her şeyiyle…)
Dağıtıyor kalabalığı, kuşları, balıkları, ateş toplarını, kanatlı cüceyi, yahut cüce meleği…
Senin kalbinde de, iyi yürekli bir horoz ortaya çıkıyor, doğuyor içine…
Masal gibi bir fal işte!
(Gül ve Telve’den)
|
Bir Önceki Sayfaya Geri Dön Ana Sayfaya Geri Dön