|
Tozan Alkan (1963)
Hisar
Hüzün tayfının soluk renklerinde Sulara özgü bir sarışınlıktı hisar İncecik ölümlere yürürdük her gece Torbadan ne çekersek o olurdu intihar
Tutsaktık kırgınlığın haritasında Biz, özgürlüğe düşkün aylak kullar Güz çiğdemleri taşırdık yakamızda Önümüzde çıkma ekmek ve hardal
İsyankar şarkılar söylerdik hayata Eğreti duran yorgun korkuluklar Gibi beklerdik insin denize karanlık Yükselsin gövdelerimizden ruhlar
Hüzün tayfının soluk renklerinde Şimdi sararmış, eksik bir resim var.
(Zaman ve Maske’den)
Zaman ve Maske
Zaman da bir maske, pişmanlıkların! Dalgın bir mürekkep lekesi gibi Masum günahıdır beyaz sayfaların.
Kilit tutmuyor kapıların önü arkası, Herşey aynıdır anıların bahçesinde. Dağılan gövde...kuru sıkı yaşanmış yıllar, Esirgemiyor zehrini sarmaşık, Sen çekip gidiyorsun kolalı gömleğinle. Bense ne çok biriktirmişim, en çok ölüm, Yine de güvenemiyorum ölümüme.
Zaman da bir maske, pişmanlıkların! Dalgın bir mürekkep lekesi gibi Masum günahıdır beyaz sayfaların.
Ben de beyaz bir leke gibi size aktım, Denizler yarıldı, bana tutundu boşluk, Ben batık gemi! içimde hiçbir yolcu yok, Ah kolsuz ahtapot, nasıl sıktın boğazımı Nasıl dişledin beynimi!
Vazgeçtim yazmaktan Aşklardan apartılan o kırmızı şiiri, Çünkü istasyonsuzdu trenleriniz Fenerleriniz ışıksız, suskunluğunuz sağır Boşuna tabancalar aradım çarşılarda Önümü arkamı kendimi boşuna aradım.
Zaman da bir maske, pişmanlıkların! Dalgın bir mürekkep lekesi gibi Masum günahıdır beyaz sayfaların.
(Zaman ve Maske’den)
Çoğalan Gövde
Ben bu kalleş yalnızlığımı seviyorum Bazen kasketim sanıyorum kendimi Üzerime yağmuru giyinip, Denizleri yatışmaz bir aşkla yürüyorum
Varsayalım göğü anlamam gerek Bir mührü ya da üstüne basılan bir şeyi O vakit mürekkebe gömülüyorum Ben ölürken içimde tuğralar birikiyor
Kızaktan suya indiriyorlar sonra göğü Kuru Kemikler Vadisi’nde, işte böyle Böyle çoğalıyor gövdem Gövdemde göveren kır çiçekleri
Ben bu kalleş yalnızlığımı seviyorum Sizleri biriktiriyorum az az içimde.
(Kalbin Akşamüzerleri’nden)
Ra-fet
Rafet Ekiz için
Sana bu uçurumlar tanrılardan kalıt Düşmek bir oyundur akşamüstlerinde Yüzünde sokak köpekleri gezinen Bir ressamı kim ölüme boyayabilir?
Ey saralı denizlere düşen yangın Balıkların yasını tutan umarsız acı Ey preslenmiş hayat, o hırçın ruhun Yüzüyor şimdi kanlı paletlerde.
Harbiye’den morga bir arpa boyu E(s)kiz ömrünü seyrederken sen Bilirim içinden serinlikler geçer Tuvaller hu çeker divana doğru.
Ölmek son oyundur akşamüstlerinde Styx ırmağının sularında yun.
(Kalbin Akşamüzerleri’nden)
|
Bir Önceki Sayfaya Geri Dön Ana Sayfaya Geri Dön