| |
42
özlemek dostluktan değil,
leo, özlemek aşktandır. neden özler insan ve niçin savaşır sözcüklerle?
uzaklıklar… uzaklıklar hep içime oturuyor benim. özlüyorum leo, dilini,
ellerini, saçlarını, hele de gözlerini bir daha özlüyorum. insanı nasıl da
tutukluyor bir bilsen, elini, bilincini, gözlerini, dilini nasıl da bağlıyor,
anlatabilsem… söyleyemediklerimi ve anlatamadıklarımı düşünüyorum şimdi.
henüz yazmadım onu leo,
henüz anlatabilmiş değilim. işte bunlar leo, insanı özleme çeken, özlediğini
anlatan ya da fark ettiren şeyler… insan neyi özler leo, yaşadıklarını mı
yaşamak istediklerini mi? özlemi belirleyen tutkular mıdır yoksa; tutku varsa
özlem de vardı desem, ne dersin buna? uzak düştüğümüzde, uzak olanı
yakınlaştırmak özlemek değil midir?
özlemek, özlenenin
içimizdeki yerinin anlaşılmasıdır.
134
sözcükler insanı anlamaya
ve anlatmaya yetmez çoğu zaman. çoğu zaman, yaşamlarımızdaki gerçekleri ifade
etmeye yarar ve bir de düşlerimizi, duygularımızı anlamaya ve anlatmaya;
sözcüklerin yetersiz ya da yorgun düştüğü durumlarla onun yerini davranışlarımız
almaz mı? yan yana yürümek, koşmak ya da bilmediğimiz yollarda yürümek hiç
anlamlı gelmiyor mu sana?..
bu yolculuğa kendimle
başladım, seninle devam ettim ve kendimle bitiriyorum artık. yazmaya
başladığımda bendim, bitirdiğimde sen. başlangıç ve son birleşti leo. bir
noktaydım başlangıçta sonra bir çizgi (paraboldu belki de). seninle buluştuğum o
noktadan sonra bir çember çizmeye başlamıştık. ben, senin noktandan, sen benim
noktamdan yürüdün.
başlangıç ve son, son ya da
başlangıçtı bizimkisi.
Salih
Aydemir
((h)içlenmeler’den)
|
|